31 Ocak 2013 Perşembe

Selena Gomez'in One Direction Kezbanı Olmaması



http://youtu.be/zRX0hXL219Q röportajı dinledikten sonra bir çoğu Selena'nın kezban olduğunu düşünmeye başlıyor(OHA!) Aslında Selena orada çok açık bir şekilde kezban olmadığını belli ediyor bunu açıklayacağım ama önce üstteki fotoğrafa gelelim.


Selena aslında 1D grubu üyeleriyle fotoğraf çektirerek Justin'den dolayı zaten uzaklaşan bütün çirkin kızların kendinden nefret etmesini kendinden soğumasını sağlıyor. 1D hayranı çirkin kızlar anti-Selena'cı oluyorlar.(bu anti olayını kendileri söylüyor ben değil.) İşte asıl can alıcı nokta Selena aslında 1D'yi sevmiyor çirkin kızların kendinden uzaklaşmasını sağlayarak kendini daha da yükseltiyor. (Bu felsefeye göre YÜCE SELENA!)

Röportajda ise bütün 1D üyelerinin kendisini öpmek istediğini duyunca "uff slk mdır ndr onlr? iqi yhüs vherdiq  qhötü kaLtı .s.s.s" demiyor.(HOOOP KANIT İKİ) Daha sonra kendisinin kimi öpmek istediği sorulduğunda önce "ulan götümü öpsem daha iyi" diye düşünüyor fakat fotoğraf meselesinde kullandığı felsefeyi kullanarak daha fazla anti çirkin kız fan toplamak için Zayn diyor.

 Artık rahatça duvar kağıtlarınızı, temalarınızı Selena ile doldurabilirsiniz.

26 Ocak 2013 Cumartesi

Kelebeğe Dönüşmeyen Koza Ne Oluyor? 6


Kraliçe masaya oturdu. Poposunu önemsemeden yemeye başladı. Yemek çok lezzetliydi. Ne olsa bir saray masasıydı bu elbette lezzetli olucak ülkenin en lezzetli şeyleri buraya yani Cabron'a geliyordu. Kraliçe Cabron'a göz kırptı. Cabron buna anlam veremedi fakat bir karşılık vermesi gerektiğinden hafifçe başını aşağı salladı.

Perro, Fiend'i balkonda yalnız bırakarak koşmaya başladı. Geldiği bütün yolları geri tepti. Hepsini geri tepiyordu. O kadar fazla koştu ki çok yoruldu ve artık dinlenmesi gerektiğini söylüyordu ona bacakları.
Oturdu. Fiend'den aşırdığı kuru hint keneviri yapraklarını kuru ve yumuşak ağaç yapraklarına sardı ve yaktı. Duman öyle tuhaf göründü ki ona. Sanki Kraliçe ile ilgili bir sorun vardı.
Duman ona Cabron'u mu anlatıyordu? Yada 18 yıldan sonra ilk defa içmesinden kaynaklı bir vücut şokuydu.

Kraliçe mevkii için evlenmemişti. Güzelliğinin verdiği bir saflık vardı sadece. Elmas gibi... Yemek bittiğinde masasından kalktı. Suratı buruşuk erkek uşaklara teşekkür bile etmeden Cabron'un yanına gitti ve koluna girdi. Yukarı çıkalım aşkım dedi ve bu sefer Kraliçe onun şakaklarına bir öpücük kondurdu.

Perro artık sarayın önüne gelmişti. Kapıdan girmek istedi. Gardiyanlar neden döndüğünü sorduğunda. Hadi beni sen yakaladın götür beni ve biraz ödül parası kazan dedi. Gardiyan'ın çok hoşuna gitti bu laf.Kollarını arkaya çekti ve öylece tutarak sarayın içine soktu. Görev yerin neresiydi dedi gardiyan. Perro, Kraliçe'nin koridoru olduğunu söyledi. Gardiyan önüne geçti şöyle bir baktı. Çok güzel görünüyorsun.. Perro ismim dedi. Çok güzel görünüyorsun Perro diye tekrarladı ardından suratına öyle bir yumruk attı ki. Perronun ön dişlerini dudağını kesti ve yere tükürdü. Şimdi benim yakaladığım adama benziyorsun Perro.

İnsanlar neden bu kadar aşşağılık. Ben ona para kazandırıyorum o bana yumruk atıyor. Perro bunları düşünürken koridora gelmişlerdi. Onu oraya bıraktı. Gardiyan parasını daha sonra alabilirdi.

Sabah kendisine yüz vermediği için Cabron'un çok üzgün olduğunu düşünüyordu Kraliçe. Kolundan sürükleyerek ve gülerek onu yatak odasına çıkartıyordu. Koridora gelmişlerdi. Perro'yu gördü. Perro Kafasını aşağı çevirdi ve öyle bekledi. Kraliçe ise O'nun Cabron'dan daha önemsiz olduğunu düşünerek o yokmuş gibi odaya girdi. Cabron durumu anlamıştı. Kapıdan girer girmez hemen dünyanın en güzel kaşmir safirlerine odaklandı. Ama Cabron için bunlar bir çift kadın gözünden ibaretti. Bugün kendine söz verdiği gibi bitirmek isteyen Kraliçe, Cabron'un dudaklarına yapıştı. Hiç bitmeyecek gibi süren bir öpüşmenin ardından geceyi, sabah kendine söz verdiği gibi zirvede ve mutlu bir şekilde bitirdi..

Evrenin Yaratılışı ve Meyveli Mısır Gevreği



Evren yaklaşık 13.7 milyar yıl önce yoğun meyveli ve sütlü bir noktadan meydana geldi. Bu süt tam yağlı pastörize inek sütüydü. 


Evren tarihinin soğuk devrinin kalıntısı denilebilecek soğuk tam yağlı inek sütü'nün keşfi ve mısır gevreğinin sütün içinde salınması, yani ilk evre mısır gevreği oluşmuş. Daha sonrasında oluşmuş olan çilek ve şeftalinin farklı izotoplarının bırakılmasının ölçülmesi bu teoriye tamamen hak verdi.

Daha sonralarında bunların tamamen tesadüf sonucu bir araya gelmesi. Yani meyveli mısır gevreği ve pastörize inek sütünün birleşimi. Sonsuz bir kasenin içinde muhteşem bir heterojen karışım ortaya çıkardı. Bu karışım içinde bulunan süt molekülleri değişerek evreni. Meyveler ve mısır gevrekleri ise galaksileri meydana getirmişlerdir. İşte burada biraz şeker ve birbirine yapışmış meyve taneleri bizler için yaşam kaynağı olan Güneş'i oluşturdular. Aşırı ıslak olan bu güneş parçalarından bazıları düşerek önce dünyayı daha sonra ise  Metin Bükey'i meydana getirdi.(Teoman Alpay da olabilir bu konu hakkında çok fazla kanıtımız yok.) O Samanyolu şarkısını söyleyerek notaları Güneş'e kadar ulaştırdı. Güneşte üzüntüden bütün sütünü etrafa yayarak kupkuru sımsıcak bir yer haline geldi. Etrafa dökülen sütler ise Samanyolu galaksisini meydana getirdi.


Not: Resme fazla bakmayın acıktırıyor şerefsiz.

23 Ocak 2013 Çarşamba

Kelebeğe Dönüşmeyen Koza Ne Oluyor? 5




Cabron çok rahatlamış şekilde odadan çıktı. Kraliçe'yi ilk aldatması değildi bu onun.. Kraliçe ne kadar da saftı. Böyle aşağılık bir adamla nasıl evlenebilmişti ki.. Yoksa Kraliçe mevkii için mi evlenmişti onunla?

305 gülümsemesine karşılık olarak ona daha güzel gösterdi kendini dahada güzel olduğunu düşünen  kraliçe hemen ayakkabılarını denemeye başladı. Buna uygun bir şeyler bulması gerekliydi. kırmızı, mavi, koyu mavi, gök mavisi, buz mavisi.... Aha bir tane buldu. Siyah dolgu topuklu ayakkabıydı bu. Elbisesine çok uygun olucaktı. Hemen giyip 305 e gösterdi harika! Artık akşam yemeğine inmesi gerekiyordu fakat Kral Cabron gelip onu odasından alana kadar bekleyecekti.


Perro, beni Diosa ile yalnız bırakır mısın? Perro Diosa'nın onu gökyüzünden izlemediğini açıklamak ile uğraşmadı. Fiend'i balkonda yalnız bırakmak üzere adım attı. Yavaşça balkon kapısını kapattı ve banyoya doğru yürüdü. Banyo kapısını açtı içeri girdi.. Sol eline sabunu aldı. Sağ eline ise tası. Eski ve kirli çeşmeden biraz su doldurdu ve sabunla tası köpürtmeye başladı. Bu çok ustaca bir iş olmalıydı. 18 yıl bile unutturmadığına göre.

Diosa yarın tek çocukları Dolor'u Fiend'in yanına getirecekti. Ayrılık kuralları böyle işliyordu. Fiend'in amacı Dolor'u değil Diosa'yı görmekti. Hem Perro da yanındaydı. Belki biraz konuşmak için içeri girerdi Diosa..(Dolor, gothic tarzlı ahmak görünümlü aşırı zeki bir kız)

Cabron yatak odasına çıktı. Kapıyı çaldı. Kraliçe kapıyı açtı. Ne muhteşem ama!  Cabron koluna girdi Yemeğe aşkım dedi ve onu boynundan öptü. Kraliçe ona çok tatlı olduğunu 96 yaşına bile gelse onu seveceğini söyledi.

2 kişi için bile çok fazla hazırlanmış bir yemek masası vardı önlerinde. Kraliçe'nin en sevdiği yemeklerdi bunlar fakat kraliçe tereddüt etti. Poposu çok büyüktü zaten daha fazla yemesi onun zararına olurdu. Ama bugün kendine verdiği sözü hatırladı. Popoyu düşünmek yok! Hem Cabron beni çok seviyor her halimle diye düşündü. Çok güzel olmasına rağmen çok saf bu Kraliçe..

Perro sakallarını kesmek için ilk ustura darbesini vurdu. Hızlı hızlı devam etti. Usturayı elinden bıraktı. Aynaya baktı. Yüzü tertemiz oldu. Ama o da ne? Yüzü kanıyordu.. Bu kanın tek anlamı vardı. Yüzünün ona bir söylemiydi. "Madem traş olucaktın neden kraliçeyi terkettin? Neden onun odasının koridorunda değilsin Perro?"

22 Ocak 2013 Salı

Kelebeğe Dönüşmeyen Koza Ne Oluyor? 3-4




 Kral Cabron içeri girdi. Onu şakaklarından öptü. Sana aşığım Kraliçe'm dedi. Biraz daha sırnaşıcaktı ki, Kraliçe buna izin vermedi. Kral Cabron ona akşam yemeğini hatırlattı ve odadan ayrıldı. Odada sadece Kraliçe,305 ve diğer aynalar kalmıştı...

Perro uyandı.Henüz sabah olmamıştı. Aynı günün içindeydiler. Başı çok ağrıyordu. Ama haketmişti bunu. Çünkü Fiend ile çok fazla içmişlerdi. Yatağından kalktı. Yüzünü yıkamaya banyoya gitti. Sakalları hala yerindeydi. Onları sıvazladı omzundan geriye doğru attı. Yüzünü yıkadı ama bir şey yapması gerekiyordu sanki? Hemen çıktı banyodan Fiend i aramaya başladı küçücük evin içinde. Odasına baktı. Yoktu odasında. Salona mutfağa derken en son evin arka taraftaki balkonuna çıktığında. Fiend Ayakta gökyüzüne bakıyordu.


Diosa'yı görüyor musun Perro? Perro gökyüzüne baktı. İkindin saatlerinde görebileceği tek şey gökyüzünün maviliğiydi. Ay veya yıldızlar yoktu. Hiç bir şey göremiyorum dedi. Şarap içmek ister misin? dedi. Etkisi olacağını sanmıyorum Fiend. Sana Diosa'yı şarap göstermiyor ki.. (Diosa siyah saçlı beyaz tenli uzun boylu zayıf bir kadındı Perro için. Hatta sadece Perro'nun çocukluk arkadaşı da denebilir. Fiend'e göre simsiyah saçlı uzun boylu zayıf düzgün vücutlu ve Diosa gözlüydü. Böyle tanımlamasının sebebi onun gözlerinin başka hiç bir şeye benzemeyecek kadar güzel olmasıydı. Kısacası Fiend'in 19 yıllık karısıydı.) 3 Sene önce ayrılmışlar.Zindanda olduğunu biliyor olmasına rağmen Perro'yu çok aramış Fiend. Konuşmak ve dertleşmek için. Onun kendini yalnız bırakmayıp yanına geleceğine o kadar eminmiş. 1 Sene boyunca Diosa'yı ve Perro'yu her gece yanına istemiş. Her gün geldiklerini görmek istemiş. Daha sonra Perro'nun öldüğüne inanmış. Diosa'nın ise devamlı onu gökyüzünden izlediğine.Bunların hepsini biraz önce içerken konuşmuşlardı..

Kral Cabron Yemek masasını artık hazırlamalarını fazla vakit kalmadığını söyledi. Yemek saatine 4 saat kalmasına ve bütün yemeklerin hazır olmasına rağmen. Cabron yatak odasına çıkacaktı ki biraz önce Kraliçe'den yüz bulamadığını hatırladı. Dönüşümlü olarak çalışan saray çalışanlarının dinlendiği yere gitti. Çalışanlar bekar bayan ve erkeklerden oluşuyordu.
Bayanlar muhabbet ediyorlardı. Erkeklere ise odalarına gitmelerini emretti. "Aşağılık herif çok güzel kullanıyor kral olmayı" diye homurdandı erkek işçiler.

Kızlarla oturdu muhabbet ettiler. Konuştular. Daha doğrusu Cabron sıktı. Ağzı bir karış açık bekar işçi kızlar tuttu.  Kral olan bir insan neden atma ihtiyacı duyuyor ki? Neden yapmıyor?
Cabron ayağa kalktı. 2 kız onunla birlikte geldiler. Kızlardan birinin odasına girip kapıyı kapattılar.
Kraliçe'yi orada aldattı.


Kraliçe kabarık etekli pembe elbiseyi de çıkarttı. Diğerine geçicekti ki kapsı çalındı. Kim olduğunu sordu. Gardiyan olduğunu öğrenince. Kapıdan söylemesini emretti. Perro'nun kaçtığını öğrenince hiç duymamış gibi yaptı. Gardiyana onu arayın bile demedi. Çünkü sabah kendine bir söz vermişti. Poposuna bile kızmıyordu ki bugün...

Kırmızı elbiseyi denemeye başladı. Bu elbise diz üstünde hafif parlak dikkat çekici güzel bir kırmızıydı Göğüsleri daha belirgin ve dik göstermesi ise elbisenin bir artısıydı. Denedi. üzerinde çok güzel durduğuna emindi. 305 e baktı.. Kaşmir safiri gözleri açıldı ve aynada kendine gülümsedi.

20 Ocak 2013 Pazar

Kelebeğe Dönüşmeyen Koza Ne Oluyor? 2



Perro, kraliçeyi en son 5 ay önce görmüştü. Gözleri parladı. Muhtteşemliğin kanıtına bakmak için kendini çok aşağılık görüyordu. Bu yüzden kafasını aşağı doğru çevirdi. Kraliçe işaret parmağıyla onun kafasını kaldırdı göz göze geldiler. Aman Allah'ım bunlar dünyanın en güzel kaşmir safirleriydi.

Perro dışarı çıkmak ister misin? Diye bir soru yöneltti kraliçe.Bir süre sessiz kaldı Perro. Tam bir şey demek üzereydi ki. "Merak etme yine bu sarayda kalıcaksın. Odamın koridorunu koruyacaksın." Perro'nun gözleri açıldı. Buraya girdiğinden beri hiç açılmadığı kadar açıldı. Işık göz bebeklerinin direk içine doldu. Perro istemsiz olarak elini yüzüne götürdü. Elinden tuttuğu gibi dışarı çıkarttı. Ufak bir işaret ile gardiyana onunla ilgilenmesi gerektiğini imâ etti.
Kraliçe Perro'dan ayrılıp koridorda yürürken Perro'nun dikkatini poposu çekti. Ne kadar büyük ama...

Perro kraliçenin kalbindeki iyiliğin aslında poposundan daha büyük olduğunu ve bunu da keşke yıllar önce küçültmeseydi diye düşündü.

Gardiyan ittiriyor, Perro yürüyor, gardiyan ittiriyor... Hadi Lanet olası seni tıraş etmeli ve yıkamalıyım. Saçların kirli ve şekilsiz görünüyor onları biçimlendirmeliyiz dedi gardiyan. Perro'nun buna izin vermek gibi bir niyeti yoktu çünkü bu sakallar onun 18 yıl boyunca içeride kaldığını gösteriyordu.


Perro yıkandı. Temizlendi ve artık yeşil gözleri uzun saçlarının altından daha iyi görünüyordu. Aynaya baktı. Vay  be beyaz tenliymişim aslında dedi.  Sırada saç tıraşı vardı. İzin verdi kesilmesine aynada daha çekici bir görünüm kazanmıştı. Kuaför bile hayret etmişti.

Köpük ve ustura hazırdı. Yüzüne köpüğü sürdüler. Aynaya son kez baktı.Sakallar evet sakallar lanet olasıca sakallarını kestirmek yerine temiz bir hayatın sakallarını tatmak istemiyordu. Derin bir nefes aldı ve koşmaya başladı. Koştu Perro. İleride gardiyana baktı. Gardiyan onun gibi bir pislikle uğraşmak istemiyordu yana çekildi ve geçmesine izin verdi. Perro saraydan çıktıktan sonra saatlerce koştu. Hiç yorulmadan...

Fiend'in evinin önüne geldiğinde durdu. Fiend'in kapısı açıktı. İçeri girdi. Fiend mutfakta şarap içiyor ve bir yere mektup yazıyordu. Fiend diye bağırdı. Fiend, Perro'yu gördüğünde onun hayal olduğunu düşündü. Eğer Perro bir hayalse neden şarap ona Diosa'yı değilde Perro'yu gösteriyordu. Hem Perro ölmemişmiydi 2 yıl önce.

Kraliçe 305 e baktı. Kendisinden ve poposundan başka bir şey görmek ümidiyle.. Kral Cabron içeri girdi. Onu şakaklarından öptü. Sana aşığım Kraliçe'm

19 Ocak 2013 Cumartesi

Kelebeğe Dönüşmeyen Koza Ne Oluyor?



Kraliçe bugün yeniden doğmuş gibi uyandı. Her zamanki ateşi içinde yoktu. Sanki bugün birine iyilik yapmak onu bir gün daha yaşatmak istiyordu. Kahvaltısını istedi yatağına. Hepsini yedi çok acıkmıştı karnı.


Yatağından kalktı.O kadar narsistti ki odası bir sürü aynayla doluydu, her çeşit hemde. En sevdiği aynasının yanına gitti Ona bir isimde vermişti ama biz şimdilik ona 305 diyelim. Aynasında kendine bakarken çok büyümüş poposunu gördü. Bir kadına özellikle de bir kraliçeye yakışmıyordu. Ama poposunun canının sıkmasına izin vermeyecekti. Poposunu bugün düşünmeyecekti. Hatta poposunu yükseltmek için topuklu ayakkabılarını da giymeyecekti.

Ayakkabılarını denerken bir çok renkten topuklu ayakkabısı olduğunu gördü. Kırmızı ve mavi yoğunluktaydı. Kırmızı, mavi, açık mavi, pembe, koyu mavi, haha bir tane sarı...

Hapishanesine indi. Önce 3 numaralı zindanın yanına gitti.  İçeride ki ölmüş. Gardiyana onun çok iyi göründüğünü yemek ve suyunu biraz azaltılmasını daha sonra tamamen kesilmesini emretti.
Onun yerinin boşalmasını istemiyordu yeni birini içeri almamak için bahanesi vardı çünkü. "BURASI ÇOK DOLU". 5 numaradakinin yanına gitti. İsmi Perro'ydu çok şişman ve göbekli bir erkekti. onu 18 yıldır orada tutuyordu. fakat 18 yıl boyunca hiç değişmemiş dahada gençleşmiş ve yakışıklı biri haline gelmişti.Aman tanrım aşık mı oluyordu ne?


 18 yıl önce onu içeriye ne için attığını hatırlamıyordu ama Perro'nun onu görünce gözlerinin içinin gülmesi ve mutlu olması onu mutsuz etmişti. Onu içeriden çıkarıcak kendi odasının koridorunu koruması için görevli yapıcaktı. Perro yeni bir hayat ümidi ile yaşamaya başladığında ve mutlu olduğunda onu tekrar zindana atıcak tekrar kendinin ellerine bağlayacaktı.

Gardiyan kapıyı açtı. Perro kapının önündeydi. Özgürlük artık onundu ama Perro çıkmıyordu. Kraliçe geçmek istedi ama Perro orada kapı olduğunu eğer geçmek isterse kapının ona engel olacağını söylüyordu. Kraliçe ittirerek içeri geçti.

15 Ocak 2013 Salı

Vampir Gördüğünde Hac İsteyen Esnaf


Herebiler vampirleri yarattılar. Her şey çok güzeldi her yerden muhteşem iltifatlar alıyorlar hatta bazılarının kitaplarına eserlerine ve romanlarına yansıyordu. Bu da onların vampirlerini dahada güçlendiriyordu. Böyle güzel bir şekilde günler günleri kovaladı. Vampirlere değişik özellikler eklendi…

Bir gün Herebiler Hristiyan bir yaşlı teyzeden bir mektup aldılar. Mektupta Kasabada okuyan çocuğunun vampirlerden korktuğunu kendisinin ise çocuğuna sadece “vampir görürsen çarmıha ger pezevengi, o zaman sittir olup gider” demekle yetindiğini belirten bir yazı vardı.
Herebiler birkaç tane daha böyle mektup almaya başlayınca ne yapıcaklarını şaşırdılar ve bir fetret dönemine girdiler. Artık vampirler güçlenmiyor tam aksine bir korku kaynağı olup insanları kendinden uzaklaştırıyordu.

Herebiler bir gün topluca hamam sefasında iken;

+Sırtımı keselesene lan
-Bi dur amk ya kolyemin ipi çıktı onu takmaya çalışıyom
+Hadi lan gel işte bende seninkini keselerim

-(homrurmruruomur.. at boku fırça alsana g*t beyinli)
+Lan şu teyze vardıya hani?
-ee?
+Onu putperest ilan edip birazda onun üzerinden mi para kazansak?
-Ya da onun bize gönderdiği mektubu vampir gördüğünü anlatan bir mektuba çevirip… Hassssssssss kolye düştüü!!
(Hac şeklinde olan kolye suyun üzerine düştü ve dibine battı.)

+Euraka eurakaaaaaaa!!
-Ehehe sıcak suyu ben açmıştım zaaa xdxd
+ Yok lan öyle değil. Hac vampirleri yok edebilir!
-Jesus Christ!!
O günden sonra hac vampirleri uzaklaştırmada ve korkutmada kullanıldı… Teyzeye ne oldu derseniz

“Yavrım haca gerek yok ben okunmuş gümüş kurşun sardım tülbentin içine, o direk öldürüyor”

9 Ocak 2013 Çarşamba

Adriana Lima'nın Bıyıkları Meğerse Bıyıklı Kız Seviyormuşum


Fotoğrafta dudakların üzerine tıkladığınızda veya zoom yaparak baktığınızda  minik tüycükler belirgin halde görünüyor.

İşte bu andan itibaren sizde aslında bıyıklı kız sevdiğinizi "Adriana sakal bıraksa yakışır a.k" mantığında olduğunuzu anlayacaksınız. Eğer farkettiyseniz tebrik ederim. Ayrıca Katty'nin yüzündeki minik tüycükleri yada youtube da Zooey'in odasının,evinin tam bir bok yuvası olduğunu gördükten sonra tek melek Adriana olduğunu anlıyoruz.(Birde Stoya var ama o çok başka bir konu)

Bu fotoğraf bize çok şey anlatabilir ve hatta bunlardan biride Adriana'nın muhteşem özgüvenidir. Mesela nasıl? Burdan anlaşıluyorki lazerle yaktırmamış. Yani "Lan ben Adriana Lima'yım bu bıyıkları nasıl aldırıcam off mkkk .s.s.s" Moduna girmiyor gidiyor ve "Bakın insanlar bakın merhaba Herebiler merhaba insanlar bu bıyıklar benim bıyıklarım" diye bağırabiliyor.

I ♥

Not: Bıyıkları Ebay'dan satarsan alırım.

8 Ocak 2013 Salı

Elf Dili ve Edebiyatı, Elfçe - Türkçe



Elfçe aslında göründüğü kadar da zor olmayan bir dildir. Birkaç saat çalıştıktan sonra ellerinizde alışmaya başlayacaktır. Seslerin karşılığı olan harfleri ezberlemek ise o kadar zor değil. Bende hayatımızın hemen hemen her yerinde kullanacağımız dili öğreteyim dedim. 


Sesler burada. Sesli harflerin yanlarında bulunan ok işaretleri ise kullanacağımız Quenya veya Sindarin stiline göre anlatacağım. Ben Quenya stili kullanıyorum önce onunla başlayayım.

*Quenya stilinde sesli harfler kendinden bir önce gelen sessiz harfin altına veya üstüne (yanındaki ok işaretine göre) yazılır. Mesela KEDİ yazarken;

KEDİ  gibi.

*Sindarin stilinde ise sessiz harfler kendinden bir sonra gelen sessiz harfin üstüne yazılır yani

KDEİ gibi.

*R harfi ise 2 tanedir. Aynı İngilizcedeki “Car” ve “Red” kelimelerindeki “R” harfi nasıl farklılık gösteriyorsa burada da aynı şekilde ayrım yapılır. Tablodan çıkartılabilir zaten.

Birde Kolaylık olsun diye her iki stilde sözlük koyayım. :))

Sindarin
~ İngilizce Sözlük: http://www.jrrvf.com/hisweloke/sindar/online/english.html (açıklamalarıyla birlikte çok ayrıntılı bir içerik)

7 Ocak 2013 Pazartesi

7 Ocak 1943 Nikola Tesla

Eğer dünyada bir yanlışlık bir hata ve bir kayıp verildiyse bu Tesla'nın anlaşılmamasındandır. Tesla yüzyıla gelmiş Hırvat bir mucittir. Kendisi bir Amerikalı değil kendisi bir Hırvat olduğu için belkide Edison ve diğerleri tarafından siklenmemiş. 700 patenti olmasına rağmen 20 küsür senesini tamamen beden işçiliği yapmakla geçirmiş bir insandır.

AC/DC nedir? Alternating Current veya Direct Current diyebiliyoruz. Peki bir zamanlar Edison'un DC yi savunurken Tesla'ya göre "Bdoğru akım uygulanan doğru sistem değildir. Hem jeneratör hem de motordaki komütatörü ortadan kaldırmak ve alternatif akımı tüm sistemde kullanmak daha akla uygun gelmekteydi. "  Daha sonra aralarında çıkan farklılıklar ayrılıklara sebep oldu ve Edison DC akım üzerinde yoğunlaşıp Amerika'nın zenginlerine elektrik satıyor. Tesla ise kendi şirketini açabilmesi için ya tekrar öğrenci iken kendini geçindiren bilardoya yönelmesi yada çalışması gerekiyordu. Günlük işçi arayan işverenlerle ve günlük ücretle geçinmeye çalıştı.

Tesla bugün anlaşılabilmiş olsaydı. Dünya içinde sınırsız elektrik üretebiliyor hatta bu elektriği kablosuz olarak iletebiliyorduk.

Tesla'nın kendi yaptığı deprem makinesi hakkında bir alıntı geçeyim;

"Birkaç saniyede binanın titremeye başladığını hissettim. On dakika daha devam etseydim binayı ve sokağı yıkabilirdi. Aynı cihazla Brooklyn Köprüsünü 1 saatten kısa bir süre içinde East Rivera indirebilirdim."

Florasan lambayı, neon ışıklarını, hız-ölçeri, otomobillerdeki ateşleme sistemini, radarın temellerini, elektron mikroskobunu ve mikrodalga fırını da Nikola Tesla'nın icat ettiğini biliyoruz.

İnsanların etten makineler olduğunu düşünen bir aseksüel i o yıllarda kimse takmadı. Günümüzde bile bilinmeyen bu insan, en önemli parçası olan kalpten dolayı ölmüştür. Borçlarını bile ödeyememesine rağmen 700 patenti vardır.

Cümlelerim pek devrik oldu fakat Tesla'yı böyle bir blog köşesine sığdırmak kolay olmadı.(mevzuyu bilmeyenler var.) Daha ayrıntılı bilgi için Wikipedia ya bakılabilinir. "Tesla - Anlaşılamamış Dahi" okunabilinir.

Ölümünün 70 yıl dönümünde Seni Saygıyla Anıyorum. (1856-1943)

Ufak bir resim, derin bir söz ile yazıyı kapatıyorum.


-Bırakın doğruları gelecek söylesin ve herkesi eserlerine ve başarılarına göre değerlendirsin. Bugün onların olsun; ama uğrunda çok uğraştığım gelecek, benimdir.

5 Ocak 2013 Cumartesi

Plüton'un Gezegenlikten Çıkarılması ve Ezberimin Bozulması

Herebiler* tarafından gezegen olma koşulları tanımlandıktan bir süre sonra adeta yıllar boyu tarlada çalışmaktan boyu 1.80 den 1.50 ye düşen kahvede oturan ve her gördüğüne çay ısmarlayan plüton abimiz artık yeğenlerini kaybetmiş ve cüce gezegen yani "kurt kocayınca kuzuya maskara oldu amk" haline dönmüştür.

sevgili herebiler bir düşünün lütfen? Plüton artık kahvede kime "gel yeğğğeenim sana bir çay ısmarliyim anlat bahalım hele" diyebilecek? Mahallede yürürken top oynayan çocuklara "atın da ben vurayım biraz" diyebilecek. Herebiler bir plüton olmak ne demek bilemezsiniz siz. Bir plüton olmak gökyüzünden spagetti yağarken kendisine takke ve tesbih düşmesidir.


Türk gençliğinin ezber sistemini bozan plütonun yeğenleri tarafından dikkate alınmamasını sağlayan bu yaklaşıma bir dur diyorum. O'nu gezegenliğe tekrar almak istiyorum. O'nu kucaklamak bağırıma basmak ve gel emmi çay ısmarla bana derdimi anlatayım. Bayramda iğrenç kokan elini öpeyim demek istiyorum. herebiler duyun sesi. Cüce emmimizi uydularıyla beraber bize geri verin.

Not: Plüton değilim.

Yazının tamamına bir Not: bu yazı tamamen ezberci olan sistemimi bozmak istememekten doğmuştur. Ben plütonu gezegen kabul ediyorum, bana öyle öğrettiler. Ortamda bozanın kafasına kürekle vururum.


*Herebi: bundan sonra sık kullanacağım şeytan boynuzları koyun gövdesi ve kedi suratı olan bir yaratık. Yüksek mertebeli godoman kişi/ler. :)

Teknoloji Cahili İnsanlar İçin


Bu tarz insanlar;

-4gb rami olan pclerin her oyunu acabilecegine inanir.

-4gb olan ekran kartlarinin dunyanin em iyi ekarti oldugunu dusunur.

-250 gb satanin 128gb ssd den daha iyi olacagini bilirler

-Her sorunu formatla cozulecegini dusunurler.

-Ses kartina inanmazlar.(Bir nevi ateist)

-Format atamazlar.30TL vereyim ugrasmayim mantigindadir.
Bunu bir forumdan alıntı yaptım ama söylemiycem. cidden. Eğer bunu okuyan öyle bir öküz varsa siktirsin gitsin lütfen.

Sigara Kadın Birleşiminin Tanrıçası Marla Singer




Fight Club filminin başında "amk orospusu bi git" olarak tanımladığım daha sonra mutlu ve seksi bir fahişe kahve sigara ve kadın üçlüsünün Tanrıçası.