Aslında bir gün gezegenlikten çıkma ihtimali olmayan, Plüton'a yapılan saygısızlığın yapılamayacağı gezegen.
9 Nisan 2013 Salı
Cao'nun Serveti 7
Anne kalktım tamam diye bağırdım. Amor yanımda yatıyordu. Örtüyü çekip kalkmak için davrandım fakat ikimizde çıplaktık. Hemen tekrar kapattım örtüyü. Amor'u uyandırdım.
+Amor
-...
+Ne yapıyoruz biz burada?
-Saat kaç? Uyuya mı kalmışım of..
+Açma örtüyü!
Amor bana acır gibi baktı.
-Şerefsizin tekisin!
+Amor şaka mı yapıyorsun?
-Üstümü giymem gerekiyor.
+Yataktan çıkma!
- Şimdi gözlerime bak ve benimle birlikte hareket et tamam mı utangaç çocuk? Gözlerini gözlerimden ayırma.
+Sende!
-Uff...
Telefonu elime aldığımda 5 cevapsız arama gördüm hepsi Viciado'ya aitti. Sabah olmuş bu arada. Yani Amor gece boyu bizde kalmış hatta benimle aynı yatakta yatmış. Daha da kötüsü...
Viciado'yu aradım. Fakat açmadı. Servisle giderim okula diye düşündüm. Ben arkam Amor'a dönük bir şekilde masamın önünde dururken Amor arkamda giyiniyordu yada popomu seyrediyordu.
+Amor giyindin mi?
-Evet.
+Dolabımdan bir giyecek şeyler verebilir misin?
-Sanırım iç çamaşırına da ihtiyacın olacak.
+Eh... Evet şu dolabın yanındaki çekmecede.
-Yakala bakalım!
Üstümü giydiğimde arkamı döndüm. Amor da giyinmişti yatağımı düzeltmiş üzerine oturmuş sanki benim soru sormamı bekliyor gibiydi. Bende onun beklentisini karşıladım ve tatmin olmasını sağladım.
+Ne oldu Amor? Son hatırladığım şey kahve içtiğindi.
-Cao!
+Sonra uyuya kaldım ve şimdi uyandım.
-Eğer bunu bana yaptırmak hoşuna gidiyorsa senin istediğin gibi anlatayım. Sen uyuya kaldın. Ben korktum sonra seni yatırdım kendime bir kahve daha yaptım. Bilgisayarın bekleme modundaymış onu çalıştırdım. Planım kendime gelip annem sarhoş olduğumu anlamayacağı kadar düzeldikten sonra anneni bizden çağırmaktı ama sen planımı bozdun ve uyandın. Hatırlıyorsun bunu değil mi?
+Hayır devam et
-Bilgisayar masasına oturup kahvemi içmeye başladın. Hatta seni uyarmadığım için bana kızdın. Sonra sanırım tuvalate gittin sanırım. Geldiğinde, dün beni götürdüğün güzel tepe için teşekkür hediyeni verdim.
+Nasıl yani? Ne hediyesi?
-Öyle işte. Önce öpüşmeye...
Amor'un anlattığı hiç bir şeyi hatırlamıyorum. Fakat Amor neden benimle yattı? Ben bir bakirim. Ya Amor? O da bir bakire mi? Yada öylemiydi... Ben sadece ne hediyesi diye sordum o ise bana yediğimiz haltı anlatıyor! Dinlememek için kulaklarımı ellerim olmadan nasıl tıkarım? Psikologlar insanların sinirlendiğinde 10'a kadar saymasını daha sonra tepki vermesini söyler bunun sebebi beynin düşünmek ve mantıklı hareket etmesine süre tanımaktır. İşime yarar umarım.
um, dois, três...
-Alışmaya başlamıştım...
quatro, cinco...
-Benim içinde bir zevke dönüşmüştü.. Çığlık atarken telefonum...
seis, sete, oito, nove,
-Anneme bitirmemiz gereken proje ödevi olduğunu söylerken dursaydın...
Dez!
-Sonra uzandık ve köpekler gibi soluk alıp verirken uyuya kalmışız.. Harikasın!
Sanırım bitirdi. O'nu dinlemediğimi anlamamalı.
+Sence iyi miydim?
-Dalga geçme lütfenn, benden önce kimler varsa onlar...
+Amor servis gelecek hadi dışarı çıkalım
Çantamı toparladım annemin "ödevinizi iyi sunun tüm gece çalıştınız" ve buna benzer cümlelerine karşılık onu öptüm sadece. Amorla birlikte evin önüne indik. Yanlış olan bir şeyler vardı, Viciado dün arabayı alıp gitmişti Şimdi araba evin önünde duruyordu. Dün Viciado'ya bıraktığım, Amor'la indiğimiz yerde. Yedek anahtar cebimde duruyordu fakat arabaya binip gitmemden daha doğru olan şey Viciado'yu aramaktı. Aradım yine açmadı. Arabaya bindim. Amor yanıma oturdu. Kahvaltı yapmaya The Bird'e gidiyoruz.
-Aaa arabada unutmuşum. Ne zaman çıkardım ki ben bunu?
"Amor kahvesinden ilk yudumu alıyor. Ağzından bir damla önce çenesine sonrada boynundan göğüslerine akıyor. Arka koltuğa geçiyor önce üstündekini sonra da kalanı çıkarıyor. Bunlar beynimin bir kısmında dolanıyor. O kısım aynı zamanda bana uyu diyor. Kahvesinden her yudum aldığında önce o damla gözümün önüne geliyor sonra beynimin o kısmı bana uyu diyor..."
The Bird'e vardık. Burada 2 kahvaltı yapan çift, 3 tane tek, 1 çiftte oyun oynuyor. Oyun oynayan bu çift Rainho ile tipini beğendiğim Amerikan piçi. Boğazlarına dil sokmaca oynuyorlar. Amor da ayna ile makyaj yapmaca oynuyor. Arabayı tekrar sürüyorum bu sefer The Chef'e gidiyoruz. Burada sadece çiftler var ve hepsi kahvaltı yapmaca oynuyor.
Kahvaltı yaparken Amor bazen yüzüme bakıp gülümsüyor ama genel olarak çok dalgın görünüyor. Bu tavır okuldaykende devam ediyor. Aynı sırada oturuyoruz o bana bakıp gülümsüyor bazen. Bazende dersi dinlemeden tahtaya bakıyor. Öğle zili çaldığında direk çıkıyorum sınıftan. Amor peşimden geliyor.
- Cao, tatlım nereye gidiyorsun?
+Şunu söyleme lütfen! Biraz işim var arabayla çıkıcam. Hemen gelirim.
-Gelmemi ister misin?
+Hayır hayır ben hemen hallederim
Amor beni öptü. Hemde koridorda. Yani bütün herkesin görebileceği bir şekilde. Ben eziğim Amor neden yapıyorsun bunu? Kafamı toparlamam gerekli...
Arabaya koşarak bindim okul sınırlarından çıkmadan dün Viciado'ya verdiğim ama arabadan bulduğum viskiden kabaca yudumladım. Boğazım yandı kafamda şimşekler çakıyor.
"Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi Tanrı'ya dua, yalvarış ve şükranla bildirin."
Dua ediyorum bu durumdan kurtulmak için. Tanrım beni duyuyor musun? Eğer meşgulsen söyle Meryem ana veya diri isaya da yönelebilirim.
‘Bir kimse Mesih'te ise yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş her şey yeni olmuştur.'
3'ü de meşguller şuan. Beni sadece Dark Mocha isimli kafein tanrısı kendime getirir.
Alışveriş merkezinin otopark'ına arabayı parkettim. Starbucks'ın önüne geldiğimde Viciado oradaydı, arkadaşım oradaydı her şeyi o açıklayabilirdi. Arabayı neden bıraktığını, telefonlarına neden bakmadığını, hiç bekleme moduna girmemesi gereken bilgisayarımın ayarlarını kimin değiştirdiğini, Amor'un neden benimle yattığını, Rainho'nun bütün sevgilileri tarafından neden sex objesi olarak görüldüğünü, neden dün hiç bir şey hatırlamadığımı...
+Viciado!
-Cao buradasın demek. Araba nerede? Otoparkta mı? Hadi oraya geçelim konuşmamız gerekli.
+Kahve alayım kendime dur bekle.
-Bunu alabilirsin. Dark Mocha...
Viciado otoparka geldiğimizde burnumun üstüne çok sağlam bir yumruk attı. Sonra arabayı açtı ikimizde girdik.
+Şakaları abartıyorsun gerçekten çok acıdı bu.
-Şaka yapmıyorum!
+Sen de gelme üstüme lütfen neler olduğunu anlamıyorum dünden beri çok garip şeyler oluyor.
-Bu yumruk Amor seni öptüğü içindi. Planlarım böyle değildi. Bozuyorsun.
+Şifreli konuşmayı kes gerizekalı! Ne anlatıyorsun bana? Okulda yoktun Amor'un beni öptüğünü nasıl biliyorsun? Seninle de Amor hakkında konuşmak istiyorum zaten. Biz dün seviştik Amorla
-Sen sevişmedin Cao!
+Aslında tam hatırlamıyorum Amor anlattı.
-Bak zeki çocuk sen fark edene kadar söylemeyecektim fakat şimdi söyleyeceklerimi iyi dinle.
+Tamam zaten sevişmemizi hatırlamıyorum. Amor anlattı ama onu dinlemedim çünkü çok iğrenç duruyor. Sadece genel hatlarını anlatabilirim.
-Dün sen arabayı bırakıp indiğinde arabada Amor'un sütyeni kalmıştı. Ben sana ne söylemiştim? Arabada hiç bir şey olmamalı! Arabada Kondom aradım her yerde fakat hiç bir yerde kullanılmış yada açılmamış bir kondom bulamadım. Amorla birlikte odana çıktığında delirdim. Çünkü Amor senin değil. Amor hiç kimsenin değil! Ben hariç hiç kimsenin değil! Amor'a aşığım. Ama O beni sevmiyor!
+Benimle alakası ne bunların. Amorla odama çıktığımızı nereden biliyorsun?
-Cao! Ben senim. Senin olmadığın zaman ben varım. Anlayamadıysan daha açık söyleyeyim aptal! Ben senin bedenini kullanıyorum. Hiç kimsenin görmediği hayalinim. Sen Rainho'ya aşıksın. Ben Amor'a.
+Şaka yapıyorsun. Kocaman bir eşek şakası. Amor'da bunun içinde bilerek yapıyorsunuz! Hayır sen ben, ben sen, hiç birimiz, birbirimiz değiliz, herkes tek, herkes ayrı, herkes farklı. Sen Deusa'yı seviyorsun. Amor sadece arkadaşım.
-Ara beni Cao!
Telefonumu çıkardım 2 kere arama tuşuna basarak son arama listesinden aradım Viciado'yu. Telefonu çalıyor. Açtı.
-Alo
Ses hem karşımdakinden hem telefonumdan geliyor.
+Senin bir telefonun var. Seni görüyorum. Dahili bir numaran var. Seninle konuşuyorum.
-Telefonunun ekranına bak
Telefonumun ekranı boş. Hiç bir şey yok.
-Cao!
Ses telefonumdan ve karşımdakinden geliyor. Telefonumda hiç bir şey yok. Rehberimi açıyorum, Viciado yazıp aratıyorum. Kartvizit bulunamadı yazıyor.
-Şimdi arabana gel. İstediğin koltuğa otur.
Bir Şizofrenin Günlüğü
ilk gün ;
elime bıçağı aldığım ilk an seni öldürmem gerekliydi. biliyordum bunu ama yapamadım. sesler duyuyorum şu anda. bu sesin sahibinin tanrı olduğuna eminim ve seni öldürmemi söylüyor. seni öldürmezsem başka bir kurban vermeliyim. cehennemde yanmanı sağlamam lazım. günahkarsın ve bu senin hakkın. olman gereken yer orası.
memlekete gitmekten vazgeçtim. sadece senin için. seni olman gereken yere göndermek için. babam hep söylerdi ''oğlum insanlara hemen güvenme'' diye. haklıydı ama hiç arkadaşım yoktu. yıllar boyunca kimse beni anlamadı ve sen bir anda benimle muhabbet etmeye başlayınca beni anlayacak biri çıktı diye düşündüm. nasıl yaptın bilmiyorum ama sürekli benim ilgi alanlarımdan bahsediyordun ve bu konular hakkında o kadar bilgiliydin ki.
artık insanları bu şekilde kandırmana ve kullanmana izin veremem.
ikinci gün ;
seni buldum. hemde elimle koymuş gibi. beraber geçirdiğimiz o kısacık zamanda kendini o kadar iyi tanıtmıştın ki farkında olmadan seni bulmam hiç zor olmadı. yanına kadar geldim. evde özenle bilediğim bıçağı böbreğine dayadım ve göz göze geldik. tanrı kulağıma fısıldıyordu sürekli ''bu işi burada bitirmelisin'' diye. aklıma kardeşim geldi. onu ne kadar çok sevdiğim ve bunu yaparsam onu bir daha göremeyeceğim. bu yüzden koşarak uzaklaştım yanından. umarım kimse beni görmemiştir.
fısıltılar hala beynimin bütün kıvrımlarında. hissediyorum bunu. sürekli ''yapmalısın ve kurtulmalısın'' diyorlar. senin yüzünden uyuyamıyorum artık. ışıkları kapatamıyorum. ışıkları ne zaman kapatsam o karanlıkta kaybolacakmışım gibi geliyor. babam ile telepati kurmaya çalışıyorum beni duysun, hissetsin ve gelip buradan beni alsın diye.
kapının kilidini değiştirdim gelip beni ummadığım bir zamanda bulma diye. yüzün, bakışların ve bana yaptığın gözümün önünden gitmiyor.
karnım çok aç.
1 ay sonra ;
yazmayı bırakmıştım artık. uzun zaman oldu. yazdıkça sana daha fazla yaklaştığımı hissediyordum. zaten her an seni görmek yeterince zor.
36. gün ;
eve geldiğimde babam kapının önünde bekliyordu. anahtarı değiştirdiğim için içeriye girememiş. babamı görünce korktum. içeriye girdik ama hala onun babam olduğundan emin değildim. uzun süre söylendi onları habersiz bıraktığım için ve ''kalk eve dönüyoruz'' dedi.
babam kapıda uzun süre beklemiş olmalı. parkta baya oturdum seni yanıma çağırmak için ama beynim o kadar yoğundu ki sana ulaşamadım.
37. gün ;
evdeyim artık ama daha fazla korkuyorum. sesler bu sefer kardeşimi gösteriyor. ''kurban gerekiyor ve bu kardeşin olmak zorunda'' . siktirin gidin beynimden artık. duymak istemiyorum seni.
38. gün;
bıçağı bulmam zor oldu. bıçağı alırken ses çıkardım sanırım biraz. annem uyandı. neyse ki kandırmam zor olmadı. gitti yattı hemen. gece uyanma ihtimaline karşı yer yatağının önündeki koltuğun altına sakladım bıçağı. seni uyandırmadan defalarca öptüm, kokunu içime çektim. bıçağı tahta kınından çıkardım ve boğazına dayadım. seslere karşı koyamıyorum artık. bunu yapmak zorundaydım. ama yapamadım. defalarca denedim. bıçağı aldım, boğazına dayadım defalarca. ama yapamadım. sen benim kardeşimsin. bunu sana yapamam.
elime bıçağı aldığım ilk an seni öldürmem gerekliydi. biliyordum bunu ama yapamadım. sesler duyuyorum şu anda. bu sesin sahibinin tanrı olduğuna eminim ve seni öldürmemi söylüyor. seni öldürmezsem başka bir kurban vermeliyim. cehennemde yanmanı sağlamam lazım. günahkarsın ve bu senin hakkın. olman gereken yer orası.
memlekete gitmekten vazgeçtim. sadece senin için. seni olman gereken yere göndermek için. babam hep söylerdi ''oğlum insanlara hemen güvenme'' diye. haklıydı ama hiç arkadaşım yoktu. yıllar boyunca kimse beni anlamadı ve sen bir anda benimle muhabbet etmeye başlayınca beni anlayacak biri çıktı diye düşündüm. nasıl yaptın bilmiyorum ama sürekli benim ilgi alanlarımdan bahsediyordun ve bu konular hakkında o kadar bilgiliydin ki.
artık insanları bu şekilde kandırmana ve kullanmana izin veremem.
ikinci gün ;
seni buldum. hemde elimle koymuş gibi. beraber geçirdiğimiz o kısacık zamanda kendini o kadar iyi tanıtmıştın ki farkında olmadan seni bulmam hiç zor olmadı. yanına kadar geldim. evde özenle bilediğim bıçağı böbreğine dayadım ve göz göze geldik. tanrı kulağıma fısıldıyordu sürekli ''bu işi burada bitirmelisin'' diye. aklıma kardeşim geldi. onu ne kadar çok sevdiğim ve bunu yaparsam onu bir daha göremeyeceğim. bu yüzden koşarak uzaklaştım yanından. umarım kimse beni görmemiştir.
fısıltılar hala beynimin bütün kıvrımlarında. hissediyorum bunu. sürekli ''yapmalısın ve kurtulmalısın'' diyorlar. senin yüzünden uyuyamıyorum artık. ışıkları kapatamıyorum. ışıkları ne zaman kapatsam o karanlıkta kaybolacakmışım gibi geliyor. babam ile telepati kurmaya çalışıyorum beni duysun, hissetsin ve gelip buradan beni alsın diye.
kapının kilidini değiştirdim gelip beni ummadığım bir zamanda bulma diye. yüzün, bakışların ve bana yaptığın gözümün önünden gitmiyor.
karnım çok aç.
1 ay sonra ;
yazmayı bırakmıştım artık. uzun zaman oldu. yazdıkça sana daha fazla yaklaştığımı hissediyordum. zaten her an seni görmek yeterince zor.
36. gün ;
eve geldiğimde babam kapının önünde bekliyordu. anahtarı değiştirdiğim için içeriye girememiş. babamı görünce korktum. içeriye girdik ama hala onun babam olduğundan emin değildim. uzun süre söylendi onları habersiz bıraktığım için ve ''kalk eve dönüyoruz'' dedi.
babam kapıda uzun süre beklemiş olmalı. parkta baya oturdum seni yanıma çağırmak için ama beynim o kadar yoğundu ki sana ulaşamadım.
37. gün ;
evdeyim artık ama daha fazla korkuyorum. sesler bu sefer kardeşimi gösteriyor. ''kurban gerekiyor ve bu kardeşin olmak zorunda'' . siktirin gidin beynimden artık. duymak istemiyorum seni.
38. gün;
bıçağı bulmam zor oldu. bıçağı alırken ses çıkardım sanırım biraz. annem uyandı. neyse ki kandırmam zor olmadı. gitti yattı hemen. gece uyanma ihtimaline karşı yer yatağının önündeki koltuğun altına sakladım bıçağı. seni uyandırmadan defalarca öptüm, kokunu içime çektim. bıçağı tahta kınından çıkardım ve boğazına dayadım. seslere karşı koyamıyorum artık. bunu yapmak zorundaydım. ama yapamadım. defalarca denedim. bıçağı aldım, boğazına dayadım defalarca. ama yapamadım. sen benim kardeşimsin. bunu sana yapamam.
Alıntı
6 Nisan 2013 Cumartesi
Cao'nun Serveti 6
Bu benim için bir Hediye mi Amor? "Aslında öyle düşünmemiştim ama..." diyor. "Tahmin edeyim, senin yakınlarında bulunmamam ve kimsenin bir ezikle dolaşyığını görmemesi için bana verdiğin oyalanmalık. Senin için değersiz fakat benim için Dünya'dan değerli" diyorum. "Ben çıkıyorum akıllı çocuk" diyerek kütüphaneyi terk ediyor. Benimde artık çıkmam gerekli ama elimde Tesla'nın defteriyle bir yere çıkamam. Darwin'in kitabını da alıyorum. Sonra Alman edebiyatı raflarından Faust'u da alıyorum. Faust'u sadece defteri gizlemek için almıyorum. Aynı zamanda defterdeki alıntılar bir şifre olabilir.
"Yalan söylüyorum, bu daha sonra aklıma gelecek şuan sadece defteri gizlemeyi düşünüyorum. "
Sınıfa girdiğimde Amor biriyle konuşuyor. Hayır, çok yakın değiller, bu yeni sevgilisi değil. Daha sonra yerime geçiyorum Amor'un yanına yani. Fakat Amor yanıma oturmuyor. Başka bir sırada oturuyor. Biyoloji öğretmenimiz derse giriyor. Benim yanım hala boş. Sınıftakiler yerine yavaşça oturuyor. Defter'in başındaki alıntıları tekrar okuyup., Faust'u önüme diğerlerini sıranın altına bırakıyorum. Sınıftakiler yavaşça yerine oturuyor. Bir kişi fazlalık olarak kalıyor. O kişi Amor'un biraz önce konuştuğu kişi. Yanıma oturuyor. Ben sadece Faust'a bakıyorum. Hoca derse başladı, sonra da bitirdi. Zil falan çaldı. Bunlar çok ders boyunca tekrarlandı. Sonra da final zili çaldı ve eve gitme zamanı geldi.
Artık servis kullanmıyorum. Yine Viciado'nun arabasıyla gideceğim. Eve geldiğimde annem neden erken geldin diye sordu? Bende Viciado'nun arabasıyla geldiğimi söyledim. Annem "Evet doğruya, tamam tamam" gibi bir şeyler mırıldandı. Viciado'nun da arabasını çok kullanıyorum. Ona geçenlerde çarşıda gördüğüm araba süslerinden alayım.
Faustu bir kenara biraktim. Cekmecelerimi karistiriyorum. Alt alta ust uste konulmus bir suru beyaz. Butun bu beyazlari cektiginde eger bir pisliksen en altta extacy, L.S.D. Esrar, sarma kagidi yani carsaf, cakmak veya bu tip seyleri bulman mumkundur. Eger bir dindarsan da tevrat falan koyarsin sanirim. Cunku hristiyanlar kitaplarini devamli olarak okur. Muslumanlar ise devamli saklar ve korur. Ben ise bu beyaz yiginin altinda sadece WOW cd leri ve bir kac oyun dergisi buluyorum.
Her neyse onlari kaldirip yerine Tesla'nin defterini koymaliyim. Defter cok tozlu once uzerini silmeliyim. Sildikten sonra cektikce arkasi bir turlu bitmeyen islak mendil paketine kufur etmeliyim.
Butun bunlari yaptiktan sonra bilgisayarimi actim yapacak bir sey bulamayinca hic hoslanmadigim komsularim geldi aklima. Bende Backtrack ile ihtiyacim olmayan wifi aglarini kirmak icin paket toplamaya basladim. Wordlist'im cok saglam wpa2 yi bile elde edebilirim.
Bilgisayar paket toplaya dururken Amor'u aradim. Tek seferde acti telefonunu.
+Naber?
-Efendim Cao!
+Carsiya cikacagim. Alisveris merkezlerini benden daha iyi taniyorsun. Biraz yardimci olur musun?
-Olabilir, arabayla mi?
+Hayir yurumeyi dusunuyorum ben
-Bize gel beraber cikalim. Hadi hizli ol.
Amor beni pek onemsemiyor cunku eger onemseseydi hemen disari cikmazdi. En azindan yarim saat bekletirdi. Bu boyledir. Cok samimi oldugun birinin veya cok onemsemedigin biri ile bulusurken giyinmeye ,kendine ceki duzen vermeye gerek yoktur.
Kapiyi gec acti Amor. Kendimi daha da degersiz hissettim diyemeyecegim. Alistim buna cunki. Henuz giyinmemisti bile. Odasina ciktik beraber. ben bilgisayarina gecen sefer yukledigim programi kurcalarken, yani Amor bununla ne yapmis onlara bakarken Amor'un dolabi arkamda kaliyordu. Fazla durmadi orada. Hemen buldugu 2 parcayi giydi. Benim arkami donmeyecegimi bildigi icin cekinmedi. Amor un gizli yeri neresiydi acaba? O da WOW cdlerini mi sakliyor o yerde? Banane bundan. Ben Loglari okumaliyim.
Amor sadece cocugun telefonunu takip etmekle yetinmis. En cok girilen yerler SMS gelen kutusu, fotograflar ve telefonun on kamerasi, bunu yaptigina gore onu kiskaniyor veya ozluyor olmali. Yuzunu gormek istiyor baksana...
Sanirim programi silersem kizar bana. Simdilik kalsin daha sonra silerim diye dusundum. Disari ciktigimizda yururken bu sefer kontrolu elime aldim ve ara sokaklara yonelmemizi engelledim.
Macy's e girdik. Burada bir kac yeri dolastik. Amor pek ilgisiz dolandi etrafimda. Daha sonra cam vitrinlerin onunden gecerken Amor kirmizi bir canta gordu, iceri girdi bakti. Takti koluna bana dondu gosterdi. Sonra ayna da bir saga bir sola donerek kendine bakti. Sanirim cok mutlu oldu. Ama o bu cantayi almadi fiyati $207 di cunku. Portekizde bu tip cantalari kadinlar el isi olarak yapar sonrada pazarlarda satardi. Bu pazarlarda genelde halk gibi giyinmis av arayanlar dolasir sonrada eger begendigi bir urun olursa onu alir Amerika'ya goturur orada dergilerde yayinlayip ardindan satarlardi. Bunun bu canta icin gecerli olup olmadigini bilmiyordum fakat Amor'un sesiyle kendime geldim.
-Uzerinde "Portekizde uretilmistir" yaziyor. Satis gorevlisi de tek uretim oldugunu soyledi. Inanmiyorum ya bu kadar cirkin bir seye kim $207 verir ki? Ne yani Ben Madonna degilsem bu cantayi alamayacak miyim? Zaten cirkindi.
+Sana yakismisti.
-Bunu cirkin oldugunu soylemeden once soylemeliydin gerizekali!
Cevremizin dikkatini bu ses yukseltmesinden dolayi daha fazla cekmeden ona kahve icmek icin disari cikmayi teklif ettim. O beni takip ederken ben sadece ilac firmalarinin ilaclarini ne icin once erkeklerde denediklerini anladim. 5-10dk icinde bile duygulari degisebilen bir canlinin hormonlarina guvenip nasil raporlarina geciceklerdi? Bu yuzden once erkek denekleri kullanip gercekten ilacin yan etkisi varmiymis ona bakmalari gerekir.
"Osmanski Coffee" yazan bir yerin onune geldik. Amerika'da Turk kahve dukkani acan bir rus olmaliydi buranin sahibi. Iceri adim atmisken Amor beni durdurdu.
-Senin alerjin vardi kahveye. Buraya giremeyiz. Tekrar o gunu yasamak istemiyorum.
+Tamam o zaman isimizi hizlica halledelim seni bir yere goturucem. Hosuna gidecektir. Amor "Ney? Nereye?" gibi sacma sorular sorarken kolundan cekistiriyordum.
Populasyonunun cogunlugunu zencilerin ve asyalilarin olusturdugu bir pasaja girdik. Sevimli Çinli bir adamin gulumsemesi bizi dukkanina cekti. Viciado'nun arabasi icin harika bir hediye ariyorduk. Hormonlari bu sefer normal calisan Amor guzel bir hediye secti. Kredi kartim ile satin aldim. Aslinda buyuk bir magazada olsak karti kullanim icin ebeveyn iznim olup olmadigi sorgulanirdi. Cuzdanimda duran gereksiz izni cikarip gostermem gerekirdi. Bu Asyali adam bizi zorlamadi iyiki.
Viciado'yu aradim. O da carsidaymis. Araci elbette alabilecegimi ama isim bitince kendisinide almami soyledi. Senden beklemem ama eger kiz atacaksan arabamda kondom veya sutyen kalmasini istemem diye ekledi. Bunu bende istemezdim bu yuzden Viciado'nun istememesini normal karsiladim. Oyle bir sey olmayacak kanka dedim kapadim. Amor kimle konusuyorsun diye sordu. Cevap vermem gerekmezdi. Beni takip et dedim. Viciadonun tarif ettigi otoparka gittik. Arabayi buldum. Viciado anahtarlarin bir yedegini vermis oldugu icin rahatca actim.
-Cao konusmayi yada ne yaptigimizi anlatmayi dusunuyor musun?
+Biraz daha dayanabilecegini biliyorum. Arabayi bufenin onune cektim ve 2 bira 1 votka 1 de viski aldim. Biraz da atistirmalik bir seyler....
Amor'u oraya goturdugumde gercekten hayran olmustu. Onu "Rainho ve Deusa" tepesine goturmustum. Arabanin kapilarini acip disari ciktiktan sonra beraberce sehri izledik. Amorla biralarimizi icerken bana bir sir vermeye karar verdi. -Biliyor musun? Ilk defa alkol aliyorum. Senin kullandigini bilmiyordum. Bok cocuk seni! +Birazdan ayakta durmak icin bu cocuga ihtiyacin olacak -Ben de icmem ki hepsini o zaman Amor siseyi firlattiginda zaten hepsini bitirmis oldugunu farkettim. Cunku "tan tan" yerine "tin tin" diye yuvarlandi sise.
Amor'la ucurumun kenarinda oturuyoruz. O bir tane birayla sarhos olabilecek kadar saf. Eger dengemizi kaybedip dusecek olursak ctrl + Z diye bagirmaktan baska hic bir sey yapamam. Ayaga kalktim sonra Amor'u kaldirdim. Ben usuyordum cunku acikmistim. Amor terliyordu cunku bagirsaklarinda emilen alkol kaninda dolasiyordu.
Arabaya gectik. Amor ustune bir seyler almis olsaydi kesinlikle cikarirdi cunku gozlerinin alti bile terliyordu. Ben ona bakiyor onu sakinlestirmeye calisiyordum. Amor birden kapiyi acti indi. Sonra arka kapiyi acti. Iceri gecip uzerini cikardi. daha sonra da sutyenini. Sonra uzerini tekrar giydi. Bu kadar rahat olmasi beni rahatsiz ediyor ama ona bir sey diyemem cunku suan sarhos. Umarim birazdan isemek istemez... Viciado aradi bu sirada
-Alo, Cao nerdesin?
+Carsiya geliyorum Macy's in onune gel.
-Tamam biraz konusmamiz gerek arabayi otoparka birak istersen
+Ayarlarim ben
-Caooo kiminle konusuyorsunn
+Ne oldu?
-Ben boyle eve gidemem kahve icelim mi? Ama sen icmiyeceksin tamam mi?
+Tamam nasil istersen
Amor eger kelimelerini uzatarak konusmaya devam eders henuz acmadigim votkayi da acacagim biraz daha icirip sizmasini saglayacagim. Bok. Viciado Macy's in onundeydi. On koltuga oturdu. Amor a naber dedi ama Amor cevap vermedi. Tesekkur ederim Amor. Kelimeleri uzatmadan konusamiyorsan konusmuyorsun.
Osmanski Coffee ye gitmeyi dusundum ama orasi 17 yasinda sarhos ve ehliyetsiz araba suren 2 kisinin ayilmasi icin gidecegi turden bir yer degildi. Ustelik burada alkol alma yasi 22. Portekizde ki gibi 18 olsa bile yeterli degil yaslarimiz. Annemi aradim komsuya gitmesini arkadasimin bize gelecegini soyledim.
Evin onune geldigimde annemin cikip cikmadigina emin olmak icin tekrar aradim. Mota teyzenlerdeyim dedi. Yani annem Amorlarin evindeydi. Eve girerken Viciado aksam telefonda konusuruz dedi. Amor votkayi alir misin arabadan dedim. Amor votkayi aldi. Viciado benim anahtarimi verdi. Sonrada eve ciktik.
Suan cok kararsizim Amor u odama cikartmali miyim? Yoksa mutfakta kahvemizi mi icmeliyiz sadece. Ben neden dusunuyorum ki? Amor benim onun evindeyken yaptigim gibi odama yoneldi. Ben onu takip etmedim ve geceleri uyanik kalmami saglayan muhtesem kahvemi yaptim. Icindeki karisimi bilmiyorum ama sanirim ginseng ve bolca kafein vardir. Markasi Bullein.
Amor kahvesini yudumluyor bende onu izliyordum o her yudum almasinda benim uykum geliyor gibiydi. Amor iciyor benimde goz kapaklarim orantili olarak kapaniyordu son yudumu yutmasini ve kahvenin dil ustune ve bogazina takilarak akmasini izledikten sonra daha fazla dayanamadim uyuya kaldim...
Kızlar biz bir "Siberhane" nin içindeyiz. Hani filmlerdeki, kitaplardaki gibi. Bakın yani tam olarak son sistem teknolojileriyle donatılmış bir hapishane...
Caoo! Gum gum gum... Kalk artik! Gum gum gum..
Biri yuzume sicak bir nefes ufluyor... Kollarima sarilmis sicak baska bir kol daha var... Govdemde cok sicak bir ten...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

