Cao'nun serveti serisi ve diğer yazılarıma bundan sonra bu adresten devam edeceğim. Ahlaksız gezegen bölümü bana aittir. :)
http://www.yazicoplugu.com/caonun-serveti-11/
İçinde Bulunduğun Gezegen Altuğ Rockefeller
Aslında bir gün gezegenlikten çıkma ihtimali olmayan, Plüton'a yapılan saygısızlığın yapılamayacağı gezegen.
29 Temmuz 2013 Pazartesi
13 Temmuz 2013 Cumartesi
Cao'nun Serveti 10
Rainho ve Deusa tepesinde Viciado ile birlikte oturuyorum.
Bir kaç saat önce;
"-Ya Amor'la beni yalnız bırakırsın yada Amor'u yalnız bırakırsın Cao!
Viciado'nun bu sözünden sonra Amor'un yanında kendi kendime tartışamazdım. Arabanın anahtarlarını Amor'a bıraktım Yürümeye başladım.
Ayaklarım beni götürdüğü yere gidiyordum. Tabiki peşimde Viciado da geliyor
Arkamdan bana "Bira al Cao! 2 bira al içelim!" diye bağırıyor. Viciado bunu bilerek yapıyor çünkü bira beni sakinleştirir. Sakinleşirsem uyurum ve Viciado bedenimi ele geçirir.
Ayaklarım beni Rainho ve Deusa tepesine götürdüler."
Şuan uçurumun kenarında oturuyorum. Viciado'da yanımda oturuyor. O aslında benim bilinç altımın oyunu. O aslında yok!
+Keşke bana her şeyi anlatmasaydın Viciado! Ben Amor'u sevmiyorum. Amor'un şuan benim sevgilim olmasının tek sebebi senin o gün banka hesaplarını göstermen ve onunla yatmandı!
-Benimle neden konuşuyorsun?
Arkamızdan hem sallanan hemde çok hızlı bir şekilde giden bir araba geçti. Biraz ilerledikten sonra geri geri geldi tam arkamda durdu. Farları gözümü dolduruyordu. Camı yavaş yavaş açıldı içerden birisi bana baktı. Daha sonra yan kapıdan biri indi. Farların önüne geçtiğinden onu göremiyorum. Bana doğru 1-2 adım daha attığında onun o olduğunu anladım.
Evet o Rainho! Yanıma doğru geldi. Çok utanıyorum, yine o ezik Cao'yum. Kafamı istemsiz olarak öne eğdim.
-Cao, ne yapıyorsun?
+Bilmiyorum.
-Sarhoş musun?
+Değilim galiba
-Eve bırakmamızı ister misin?
Çoğul olarak bahsediyordu kendinden. Demekki o yakışıklı Amerikan piçi de yanındaydı. Hiç tanışma fırsatım olmamıştı.
+Eve gitmek istemiyorum. Siz takılın
Rainho arkasını döndü hızlı bir şekilde arabasına bindi. 5-10sn araba yerinde durduktan sonra harekete geçti ve karanlıkta kayboldu.
Viciado etrafta yok ve ben korkmaya başlıyorum. Arabam yanımda olsaydı keşke.
Tesla'nın bahsettiği makineyi gerçekten yapabilsem nasıl olurdu acaba? Belki o zaman bilinç altıma iner ve Viciado'yu silerdim...
Ben Tesla'nın makinesini düşünürken yarım saat geçmiş. Arkamda bir araba durdu. Dönüp baktım aynı araba. Rainho tekrar mı geldi acaba? Şöför koltuğundan biri indi. Yanıma yaklaştı
-Merhaba
+...
-Ben Wanton. Rainho'nun sevg...
+Ben Cao.
-Oturabilir miyim?
Onaylar şekilde başımı salladım.
Wanton bir amerikan piçi. Beni dövmek için mi geldi acaba? Yoksa birazdan uçurumdan mı atacak? Wanton'dan korkuyorum!
-Rainho'yu evine bıraktım. Sen ne yapıyorsun diye merak ettim.
+İyiyim teşekkür ederim
-Sarhoş değilsin değil mi?
+Hayır değilim ama çok fazla düşünce var beynimde.
-Hmm dostça bir bira teklifine hayır demezsin o zaman?
Viciado sanki kaybolup Wanton'un içine girmiş. Wanton'dan korkmuyor olsam kesinlikle bira teklifini redderdim ama uçurumdan düşmek istemiyorum. Bu yüzden yine başımla onayladım.
Arabadan 2 bira alıp tekrar yanıma geldi. Biraları içmeye başladık. Bir yandan konuşuyoruz. Wanton makinelerle ilgileniyormuş. Babasının garajında çalışıyormuş. Tek sorunu yazılımmış. Yazılımlarını halledebilse yapamayacağı makine yokmuş...
Wanton'a kanım ısınmıştı birden.
+Yarın boş musun?
-Rainho ile sabah kahvaltıya çıkacağız daha sonra boşum sanırım
+Yapmak istediğim bir makine var. Ben yazılımdan anlarım. Yarın getirsem ilgilenir misin?
-Tabi hatta garaja gel beraber çalışırız
Wanton çok iyi birine benziyor. Acaba Viciado nerede? Ortalığa çıkıp beni rahatsız etmese bari. Wanton'un gözünde kötü bir izlenim bırakmak istemem.
+Yağmur yağıyor. Sen evine git istersen Wanton?
-Senide bırakabilirim.
+Gerek yok teklifin için teşekkür ederim.
Wanton arabaya doğru yöneldi. Arabasına oturdu. Dikiz aynasından arkasını kontrol ediyor. Ayağa kalkıp yanına gittim.
+Wanton senden bir şey rica edebilir miyim?
Ne diyorsun der gibi baktı yüzüme
+ Telefonunu kullanabilir miyim?
-Ha? hıhı alabilirsin.
Telefonu elime aldım kimi arayacağımı bilmiyorum.Saate baktım 05:03 Viciado'yu arayabilseydim keşke. Arabamla gelir beni burdan alırdı. Birden aklımdan 555 01 34 geçti. Bu Amor'un telefon numarası ve parmaklarım onu istemsiz olarak arıyor.
+Alo, Amor
-Cao! tatlım ne oldu? neredesin? İyisin değil mi?
+Sakin ol. İyiyim ben. Sen uyuyor muydun? Uyandırmadın de lütfen
-Uyuyamadım ki hiç.
+Ben şu tepedeyim. Hani beraber gitmiş olduğumuz. Beni buradan alır mısın?
-Tabiki. Gelirken bir şeyler almamı ister misin?
+Hayır Amor sadece sen gel. Bende yalnızım
Wanton'a telefonunu verdikten sonra tekrar oturmaya başladım. Biraz sonra Viciado'da geldi. Yalnızlıktan korkmamı engelliyor ama umarım Amor gelmeden gider.
-Ne düşündüğünü anlayamıyorum Cao! Lütfen biraz uyur musun? Amor'u çok özledim. Lütfen biraz uyu.
Viciado bana duygu sömürüsü yapmaya başladı. Her türlü yöntemi deniyor.
-Cao
+Ne var?
-Amor'u sevmiyorsun değil mi?
Tanrım neden Viciado ile konuşuyorum. Viciado sus lütfen.
-Amor aslında seni sevmiyor. Senin banka hesaplarını seviyor. Amor senin paranı seviyor. Eğer paran olmasaydı sen hala Amor'un dikkate bile almayacağı ezik Cao olacaktın
+Viciado defol git lütfen burdan. Amor gelecek birazdan.
-Dediklerimi iyi düşün Cao! Gideceğim zaten. Ama eğer uyursan tekrar geleceğim.
+Siktir git!
"Ey İsa'nın Annesi, senin Kutsal oğlunun ölümü sırasında ölçülemeyecek derecede çekmiş olduğun acıların ve dökmüş olduğun gözyaşlarının hatırı için sana yalvarıyorum. Beni ve Amor'u koru"
Ben kötü biriyim ama umarım Tanrı benim de kulu olduğumun farkındadır.
Arkamda bir araba durdu. Ayağa kalktım arabaya doğru gittim. Amor şoför koltuğunda. Yanında Viciado oturuyor. Kapıyı açtım Viciado indi ve ben bindim.
-Ne yapıyoruz tatlım?
+Buradan uzaklaşalım
-İstersen bize gidebiliriz?
+Anneni rahatsız etmek istemem
-Annem evde değil.
+Fena fikir gibi durmuyor
Amor'dan hoşlanmaya başladım. Bunu Viciado duymasın. Bu arada Viciado nerede?
Etrafıma bir göz attım. Arka koltukta oturmuş bizi seyrediyor.
Amorların evinin önüne geldiğimizde bir süre arabanın içinde sessizce oturduk. Sonra aynı anda kapıyı açıp dışarı çıktık. Amor arabayı kilitleyip anahtarları bana fırlattı. Sonra eve doğru yürüdük.
Amor çok becerikli bir kız. Evinin kapısını ilk denediği anahtarla açabiliyor
Amor'un odasına çıktık. Odasının şeklini değiştirmiş. Sanırım bu aralar depresyonda... Benim yüzümden mi acaba? Amor yatağına oturdu. Bende dizine uzandım.
-Cao, biraz uyusana?
+Pek istemiyorum Amor
-Ondan mı korkuyorsun?
+Senin için korkuyorum
-Bana bir şey yapmaz. Uyu lütfen! Çok yorgunsun. Senin için üzülüyorum
+...
Amor, Viciado'nun ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyorsun. Seni kandırabilir.
Beni daha önce kandırdı. Hatta arabamı çaldı! Gerçi ondan başka dostum yoktu. Çok seviyordum onu. Sırdaşım, arkadaşım...
Yarın Wanton ile birlikte Tesla'nın makinesini yapmayı deneyeceğim. Başarabilirsem Viciado ile bir kez daha görüşemeyebilirim. Sanırım Viciado'ya bir iyilik borcum var. Uyuyabilirim. Hem Amor güçlü kız. Ona bir şey yapamaz Viciado.
ÇOKTA UYKUM GELDİ!!!
+Aslında uyuyabilirim
-Neyi bekliyorsun o zaman?
+Ayaklarımı bağla
-Ciddi misin sen?
+Evet, ayaklarımı bağla. Cao'ya tekrar döndüğümde hala senin yatağında olmak istiyorum.
-Of Cao!
Amor ayaklarımı bağladı ve yastığını verdi. Uyumadan daha fazla dayanamam sanırım. İyi şanslar Viciado! Dikkatli ol Amor!
19 Haziran 2013 Çarşamba
Otopsi Anıları
Ben Maria STUART. Esim Jon stuart ile beraber yasiyoruz. Bu
yazimi ise suan karnimda olan kizim Hanne'ye yaziyorum. Onun benden
daha iyi bir anne olmasi dilegiyle...
Sabah yatagimdan yalniz kalktim. Kendimi cok kotu
hissediyorum ve yine Jon yanimda degil. Marilyn Monroe kilikli
fahiselerle surttugune eminim. Onu hala oldurmedim bunun en
buyuk hatam oldugunu dusunuyorum.
Evlilik fotografimiz bas ucumuzda
duruyor. Gozluklu ve biyikli genc Jon ile genc Maria orada olumsuzler.
Yuzumu yikayip salona gectim. Diyabet oldugum icin bugunkü halsizligim
bundan kaynaklaniyor olabilir. Kan sekerimi olcturmek icin hastaneye
gitmem gerekli ama sonucunu biliyorum. Kan sekerim kesinlikle yuksek
cikacak. Bir kadinin en nefret ettigi seylerden biri olabilir regl olmak
ama benim en mutlu gunlerim onlardir. Kan sekerimi vucut kendiliginden
dusuruyor. Dusunsenize daha iyi ne olabilir? duruyor. Gozluklu ve biyikli genc Jon ile genc Maria orada olumsuzler.
Her neyse kan sekeri olcumu
yaptirmayacagim eczaneye gidip insulin ve igne alacagim sadece. Kapidan disari ciktigimda sehir cok hizli ve bulanik akiyordu onumden. Eczane bir sokak otedeydi. Eczaneye kadar vardim her zamankinden farkli olarak narkozlu insulin aldim. Evde ignem kalmadigi icin igne de aldim tabiki.
yaptirmayacagim eczaneye gidip insulin ve igne alacagim sadece. Kapidan disari ciktigimda sehir cok hizli ve bulanik akiyordu onumden. Eczane bir sokak otedeydi. Eczaneye kadar vardim her zamankinden farkli olarak narkozlu insulin aldim. Evde ignem kalmadigi icin igne de aldim tabiki.
Ev tam karsimda. Biraz sonra eve gecip ignemi vuracagim ve biraz yemek yiyebilecegim. Evimin kapisina son 10 adim.
Onumden bir siyahi gecti.
7 adim.
Bebek arabasiyla onumden gecmeye calisan bir kadin ayagimi ezdi.
3 adim.
Adimlarimi sanki yuz ustu attigimi hatirlar gibiyim.
Onumden bir siyahi gecti.
7 adim.
Bebek arabasiyla onumden gecmeye calisan bir kadin ayagimi ezdi.
3 adim.
Adimlarimi sanki yuz ustu attigimi hatirlar gibiyim.
"Eğer fotoğraf çekimini bitirdiysen başlayalım. Zaten soyulması gereken çok fazla kıyafeti yok. Ayakkabılarından başlayabiliriz." Ne ayakkabısı neler oluyor? Asistanın ayağımı tutan elleri bende sadece his uyandırmıyor. Oysa ben ayaklarımdan çok gıdıklanırım. Jon sürekli yapardı bunu.
Asistan ayakkabılarımı çıkardıktan sonra şortumu, gömleğimi ve iç çamaşırlarımı da çıkardı ama ben ne yaptıklarını sormak için ses bile çıkaramıyorum. Tanrı aşkına benim neyim var böyle?
Üzerime eğilen yeşil önlüklü, beyaz maskeli kadın çok güzel. Kısa, siyah saçları var ve teni bembeyaz. Ama elinde tehlikeli bir biçimde parlayan incecik çelik bir bıçak var. Tanrım! Benim bir bebeğim var! Çığılıklar ve tekmeler atmaya çalıştım ama hiçbir işe yaramadı. Karnıma bakmaya çalıştığım zaman göbeğimin altındaki incecik çizgiyi gördüm ve anladım.
...
Yeşil önlüklü bir cellat için oldukça zarif bir biçimde göğsüme y şeklinde bir kesik attı. Evet evet hissedemiyorum. Belki de yanlış kelime seçimi yaptım. Zaten ölü birinin celladı olamaz. "Greg bana bahçe makasını ver." Evet bakalım küçük güzellik bahçe makasıyla ne yapacak? Devasa büyüklükteki bahçe makası göğüs kafesimdeki kemikleri keserken çıkan ses bende kusma isteği uyandırıyor ama sanırım bu konuda tek başımayım. Göğüs kafesime dalan eller önce akciğerlerimi çıkardı.Bununla birlikte iğrenç bir kokuyu da. Kasap gibi kokmaya başladı burası. Greg denen inek tipli asistan akciğerleri aldı ve formabilmemne dolu kovanın içine attı. Bu sırada kalbim Casher'ın beyaz ellerindeydi. Onu da çelik bir tepsiye koyduktan sonra tekrar bana döndü ve geri kalan organları çıkardı. Görmek istemiyorum, daha fazla dayanamıyorum. Gözlerimi kapatmak istiyorum ama kaslarım artık bana itaat etmiyor.
Gözlerim artık bulanık görüyor. Sanki yatak odalarındaki puslu camların ardından bakar gibi. Sadece sesler duyabiliyorum. Bu sırada sanırım Doktor Casher kalbimin üzerine eğilmiş onu dilimlemekle meşgul. Sonra Greg geliyor diğer organlarımı göğsümdeki kesikten içeri tıkıştırıyor. Elindeki iğneyi derime saplayıp dikmeye başlıyor. Bu sırada bir kayıt cihazının bip sesini duyuyorum. "Hasta adı Maria STUART. Yaşı 42. Olası ölüm sebebi damar duvarında lipid parçacıkların birikimine bağlı olarak gerçekleşen ateroskleroz.Otopsiyi yapan Doktor Emma CASHER. Massachusetts Adli Tıp Merkezi. 25 Haziran 2013 tarihinde kaydedildi. Bip." Bulanık bir şekilde gördüğüm son şey üzerime kapanan beyaz bir torbanın fermuarı oldu.
Silahlı & Cuci.
18 Mayıs 2013 Cumartesi
Cao'nun Serveti 9
Amor kapiyi calip annemi rahatsiz etmesin diye kapinin onune indim. Amor geldi biraz sonra birlikte arabaya girdik oturduk.
Bana ne yaptigimi sorar gibi bakiyordu ve cok uykusu gelmisti. Gozlerinden her sey anlasiliyordu. Arabanin kapisina dogru yaslanip Amor'a dondum. Butun aynalarda Viciado vardi.
Konusmayi baslatma cesareti gosteremedim ama Amor,cesur ve ulasilmaz kiz, "tatlim ne oldu?" diyerek basladi.
+O gun bilgisayarimi kurcaladin degil mi?
-Firsat vermedin ki
+Gulmeyi birak Amor. Notlarima baktigini biliyorum. Butun para hesabi notlarimi ve yaptigim seyleri biliyorsun
-Ee ne olmus?
Amor ciddilesmisti. Ortam bu sekilde gerginlesmeye devam ederse gece boyunca bana yardim edecek Amor'u bulamayacaktim.
+Peki hic bir sey olmayacak tatlim. Sence suanda alisveris merkezi acikmidir?
-Bilmiyorum. Beni bunun icin mi
cagirdin buraya?
+Tabiki hayir. Gel bi cilginlik yapalim belki hala aciktir alisveris merkezi
-Hayir once neler oldugunu anlaticaksin!
Amor'a her seyi nasil anlatacaktim? Nereden baslayacaktim? Viciado'yu ogrendiginde benden nefret edip kacacakmiydi yoksa yaptigindan utanacak miydi? Bunlarin hicbirinin cevabinu bilmiyorum ama Amor'u kaybetmek beni sadece onceki hayatima dondurur. Hic bir seyim eksilmez fazlaliklarimi atarim...
Anahtari taktim, araba camlarina ve
radyoya guc gelecek kadar cevirdim. Kapilari kilitledim radyoyu actim
Klasik muzik calan bir radyo kanali Mozart - Cossi Fan Tutte i caliyor. Sarki isminin anlami "kadinlar boyle yapar" sarkida ne yaptiklarindan bahsetmiyor. Sanirim bu yuzden herkesin kendi kadininin ne yaptigini bulmasi gerekiyor.
Sesi biraz kistim ve Amor'a herseyi anlattim. Amor ilk baslarda inanmadi daha sonra benden uzaklasti gozlerime dikkatli bakmaya basladi. Sanki onun icin bir tehditmisim gibi duruyordu yanimda. Tedirginligi
hatsafhadaydi. Konusmamiz yaklasik 15 dakika surdu bu sirada Lacrimosa ve Requiem caldi. Reuqiem'in yogun sesi kafamizi iyice bozmaya baslamisti ki bende kendimden korkmaya baslamistim.
Aynalara bakmiyordum cunku Viciado oradaydi. Amorla onu tanistirdigim icin sevindi mi acaba? Gerci onlar coktan tanismisti hatta sevismislerdi bile. Hemde benim yatagimda!
-Simdi ne yapicaksin Cao?
Vivaldi - four seasons calmaya basladi
+Her seyi anlattigima gore sira cilginlik yapmada. Viciado meselesini ondan sonra konusacagiz. Bir planim var.
-Ne yapiyoruz o zaman? O kaybolsun diye Cok sarhos olana kadar icecek miyiz?
+Hayir ama seni goturecegim yere kadar sessiz olur musun? Bak spring caliyor suan.
-Ben pek sevmem.
+Viciado da sevmez zaten. Izin versem siz cok uyumlu bir cift olacakmisiniz aslinda
Amorla gulmeye basladik ama bu
tamamen sinirimiz bozuldugu icin olusan bir gulmeydi. Gercekten komik bir durum yoktu. Stresimizi atmak icin birden gulmeye basladik iste...
Avm nin onune vardik Amor hala alkol alacagimi dusunuyor olabilir.
Koluma gir Amor cok usuyorum dedim itiraz etmeden dedigimi yapti. Avm de titreyerek yururken yariya kadar kapanmis bir magazanin onunde durdum.
Burasi Amor'un begendigi kirmizi cantanin oldugu yerdi.
+Sana bir surpriz yapmak istiyorum Amor. Hadi canta orada duruyorsa onu alalim?
Amor dudagimdan sikica optu ve cocuk gibi magazaya girdim cantayi kaptigi gibi koluna takti bana dondu.
+Harika gorunuyorsun... Ama bir seyler eksik gibi duruyor.
-Ne? Ne eksik? Canta yakismadimi bana?
+Cok yakisti. Ama hadi cantaya uyacak birseyler alalim.
Ikimiz birlikte deliler gibi alisveris yaptik. Denedik ve sectik. Yakisti ve yakismadi dedik. Magazayi kapatmak isteyen satis gorevlisine
aldiria bile etmeden istediklerimizi aldik. O kadar luks giyinmistikki gorenler bizi luks bir baloya gidiyor sanirdi. En sonunda Amor yine koluma girdi ve beraber aynaya poz verdik. Viciado oradan bize bakiyor cikip gelmek istiyor.
-Yuzunu neden burusturdun?
+Aynaya fazla bakmasak iyi olacak
-Anladim
Butun aldiklarimizi kasaya yigarken magaza calisani nasil odeyecegimizi dusunuyordu sanirim. Kredi kartimi ve ebeveyn iznimi cikardim hepsini satin aldim. Magazadan cikarken kollarimi gorunmeyecek kadar
alisveris poseti vardi. Ben butun bunlara ragmen bacaklarimi acip yuruyen merdivenden ziplarken Yasasin kapitalizm diye bagirarak ironi yapmayi dusunuyordum.
Arabaya geldik butun esyalari bagaja yerlestirdim. Direksiyon koltuguna dogru yururken direksiyonun dolu oldugunu farkettim. Evet Viciado oradaydi. Arabanin on koltuguna oturmus gozlerimin icine bakiyordu.
-Anahtari ver Cao! Amorla bizi yalniz birak
+Asla!
3 Mayıs 2013 Cuma
Cao'nun Serveti 8
+Peki ben senden ne zaman haberdar olacaktım?
-Planım eğer doğru işleseydi hiç bir zaman.
+Ne planı?
-Amor için işte.
+Daha ayrıntılı anlat! Sen nasıl ortaya çıktın?
-Amor'u hatırla. Portekiz'deyken tanıdığın Amor'u
+Ben Amor'u Portekiz'deyken hiç tanımıyordum yalan söylemeyi kes.
-Henüz 6. sınıftayken ve baban yaşıyorken gelen misafiri hatırlıyor musun? Hani şu seninle aynı yaşta olan güzel kızı
+Uydurmaya devam et aptal. Seni dinlememe imkanım olmadığı için dinliyorum.
-Hayır istersen dinlemeyebilirsin. Arkada duran dün bana hediye ettiğin viskiyi tamamen içersen sarhoş olursun. Beynin bana yer ayıramayacağı için bende kaybolurum. Dinlemek istemiyorsan iç! Engelleyemem seni.
İçmek istiyorum viskiyi onu dinlemek istemiyorum. Fakat o hala yanımdayken yapmam gereken bir şey var.
Rehberimi açtım Amor'u buldum üzerine tıkladım numarasını yazdım ve telefonu kapatıp cebime koydum. Bunun sebebi Amor'un bile gerçek olduğundan şüphe etmiş olmamdı. Viciado'nun gitme sırası geldi, kusura bakma yemek borum. Kusura bakma midem...
Viciado arabadan indi otoparkta ilerledi köşeyi döndükten sonra bir daha göremedim. Beynim hâlâ benimle dans ediyor. Buna bir çözüm bulmam gerekli.
Amor'u aradım
-Cao canım ne oldu iyi misin?
+İyiyim tatlım nerdesin şuan?
-Okuldayım tabi ki aptal
+Telefonda sert çıkınca daha tatlı oluyorsun.
-Ya ne saçmalıyorsun yine
+Konuşmamız gerekli benim çantamı da alıp okulun ilerisindeki Pink Cafe'nin önüne gelebilir misin?
-Tamaaaaam
Gerizekalı Amor yine cümleleri uzatıyor.
Otoparktan çıkınca bir çöp konteynerinin yanında durup Viciado'nun kahvesini attım. Pink Cafe'in önüne gidiyorum.
Amor çoktan oradaydı. Güneş neredeyse tam tepede olmasına rağmen güneş gözlüğü saçlarının üzerinde duruyordu sanırım beni görmeye çalışıyordu. Bende arabayla tam önünde durdum. "Naber aşkım?" diyerek içeri girdi. Ben cevap vermeye çalışacaktım ki dikiz aynası gözüme takıldı, Viciado dikiz aynasından bana işaret parmağını kızgın bir şekilde sallıyordu bende kafamı iki kere salladım kayboldu. Viciado durumu korkunçlaştırmak için elinden geleni yapıyordu. Çok geçmeden Amor alkollü olduğumu farketti.
Keşke kahve ile birlikte atsaydım şişeyide...
-Şişeyi atmana gerek yok Cao! Çok kötü kokuyorsun
+Sesli düşündüğümün farkında değilim. Kızdın mı?
-Evet kızdım hani benim için olan
Amor ile karşılıklı gülüyoruz fakat Amor ile samimi olmak beni korkutuyor Viciado her yerde benimle olduğu sürece nasıl rahat olabilirim?
Amor ile yaptığımız sıkıcı muhabbetin sonunda eve geldik evin önüne arabayı parkettim. Arabadan bahsederken henüz arabam demeye hazır değilim. Bu araba Viciado'nun arabası benim değil...
Araçtan inip kapıları kilitledikten sonra dönüp arabaya bir kere daha baktım araba dünkü gibi durmuyordu. Yani arabayı Viciado park etmemişti, buna çok sevindim.
Evin kapısını çaldım annem açtı. Hoş geldiniz faslını geçtikten sonra merdivenlerden odama çıkarken annemin gerçek olup olmadığı konusunda şüpheye düştüm. Telefonumu çıkarıp kontrol edicektim ki; annem ile Amor ufak bir diyaloga girdiler. Bu içimi rahatlattı çünkü Amor gerçekti, Amor gerçekse annemde gerçekti. Anneme gülümseyerek baktım.
Bilgisayarımın başına oturdum onunla uğraşıyorum Amor'da odamda kendi halinde takılıyor. Ne için kendini buraya getirdiğimi sormadı henüz.
Dün sabah bilgisayarımı sevmediğim komşularımın kablosuz internet ağlarını kırması için paket toplamaya bırakmıştım, şuan bilgisayarım bekleme modundan yeni çıkıyor. Masaüstü ekranı geldiğinde açık bir program bulamıyorum. Tek açık olan şey notlar. Lütfen o notlar olmasın diye dua ederken fare ekranda yavaşça kayıyor ve üzerine tıklıyorum.
"3 Mayıs 20**
Bank America'nın güvenlik kameralarına takım olarak girildi. Kameraların görüntüleri 8 saniye gecikmeli olmak üzere ***'in sunucularına aktarılmaya başlandı.
Görevim; Adres gizleyici
Görev sonucu: Maksimum 5 saniye sonra aktarılması istenen görüntüler 8 saniyede aktarıldı.
Ödeme: $130.000 - $2.000 alındı.
12 Haziran 20**
Amerikan bankalarındaki paraların tamamı sayısal değer olarak hesabıma aktarıldı. Bireysel
Görev sonucu: Para işletildikten sonra hesaptaki gariplik düzeltildi.
Ödeme: $700.000 kar yapıldı
15 Haziran 20**
Parlamento üyelerinin maaşlarından sağlık sigortası adına $1.000 kesildi. İşçilerin maaşlarına $800 yatırıldı. Takım olarak.
Görev sonucu: Başarılı
Ödeme: Her takım üyesine $400
20 ağustos 20**
Adult yayın yapan site açıldı. Çok girilen devlet sitelerine reklam yerleştirildi. Bireysel.
Görev sonucu: Başarılı
Ödeme: Aylık $8.000 kâr
.
.
.
.
20** yılına ait toplam kâr $1.856.597 Sanal banka hesabımda $4 dolar gibi görünerek bekliyor"
Amor yanağımdan öperek kendime getirdi.
-Demek Tesla'nın defterini saklıyorsun?
+Tabiki saklıyorum canım
-Okumamışın ama galiba?
+Henüz vakit bulamadım ki
-Tamam sen okursun onu ben eve gidiyorum
Amor'u yolcu etmek için popomu bile kaldırmadım. Amor da hiç zorlanmadan gitti.
Akşama kadar yatağımda uzandım bugün olanları düşündüm. Beni gerçekten anlayan dediğim kişinin gerçekten olmadığını ve beni kendi hayalimin bile kullanmaya çalıştığını, Amor'un o gün bilgisayarımın masaüstünde duran hesap notlarımı gördükten sonra bana aşık olmasını, hiç bilmediğim bir arabamın olduğunu düşündüm. Hiç bir şey beni bir çözüme ulaştırmadığını anladıktan sonra biraz Tesla'nın defterini okuyup uyuma kararı verdim.
"Zihnimde şimşekler çakıyor
...Bu ışık patlamalarını hala zaman zaman yaşıyorum. Yeni bir fikrin zihnimde parıldayıvermesi gibi durumlarda ortaya çıkıyor. Ama artık eskisi kadar heyecan verici değil bu, eskiye nazaran daha etkisiz. Gözlerimi kapattığımda, ilk önce mutlaka çok koyu ve tek tonlu bir mavi fon görüyorum. Tıpkı açık ama yıldızsız bir gecede olduğu gibi..."
İLGİNÇ AMA ÜRKÜTÜCÜ
"...Kendi alternatif akım ve yüksek frekans ile ilgili "frekans yüksek olduğu müddetçe yüksek voltajlardaki alternatif akımlar derinin yüzeyinde, herhangi bir yaralanmaya neden olmadan salınırlar... "
İŞİME YARAMIYOR
"...Yakından ve uzaklardan gelen kükreyen sesler beni korkuya sürüklüyordu ve bunların ne olduğunu bir türlü ayırt edemiyordum. Güneş ışınlarının önü periyodik olarak kesildiğinde bu beynim üzerinde öylesine büyük bir güç alanı yaratıyordu ki kendimden geçiyordum..."
BU İŞİME YARAYABİLİR
"Bu şekilde bahsettiğim makineyi yapabilecek biri olursa eğer bilinç altıma inmelerine izin vereceğim. İlaçlarla değil sorunlarımı kendim çözerek halletmeyi istiyorum. Bu makine günümün şartlarında yapılamaz ama..."
İŞTE BU KESİNLİKLE İŞİME YARAYACAK
Odamın kapısı açıldı içeri Viciado girdi.
-Uyumalısın.
+Neden?
-Seni ilgilendirmez fakat benim artık uyanmam gerekiyor
+Ne yapmak istiyorsun bana!
-Seni yine kullanacağım!
+Buna izin vermeyeceğim! Yapamayacaksın! Ne bu gece ne de başka bir zaman!
-Bırak o telefonu!
Defteri Viciado'nun suratına fırlattıktan sonra telefonla Amor'u aradım;
+Bize gelmen gerekiyor!
-Başım ağrıyor Cao. Her gece sevişmek mi istiyorsun?
+Hayır konuşmamız gerekli. Bu sefer cidden konuşmamız gerekli
-Ne yaptın?
+Çok uykum var Amor beni uyanık tutman gerekli.
9 Nisan 2013 Salı
Cao'nun Serveti 7
Anne kalktım tamam diye bağırdım. Amor yanımda yatıyordu. Örtüyü çekip kalkmak için davrandım fakat ikimizde çıplaktık. Hemen tekrar kapattım örtüyü. Amor'u uyandırdım.
+Amor
-...
+Ne yapıyoruz biz burada?
-Saat kaç? Uyuya mı kalmışım of..
+Açma örtüyü!
Amor bana acır gibi baktı.
-Şerefsizin tekisin!
+Amor şaka mı yapıyorsun?
-Üstümü giymem gerekiyor.
+Yataktan çıkma!
- Şimdi gözlerime bak ve benimle birlikte hareket et tamam mı utangaç çocuk? Gözlerini gözlerimden ayırma.
+Sende!
-Uff...
Telefonu elime aldığımda 5 cevapsız arama gördüm hepsi Viciado'ya aitti. Sabah olmuş bu arada. Yani Amor gece boyu bizde kalmış hatta benimle aynı yatakta yatmış. Daha da kötüsü...
Viciado'yu aradım. Fakat açmadı. Servisle giderim okula diye düşündüm. Ben arkam Amor'a dönük bir şekilde masamın önünde dururken Amor arkamda giyiniyordu yada popomu seyrediyordu.
+Amor giyindin mi?
-Evet.
+Dolabımdan bir giyecek şeyler verebilir misin?
-Sanırım iç çamaşırına da ihtiyacın olacak.
+Eh... Evet şu dolabın yanındaki çekmecede.
-Yakala bakalım!
Üstümü giydiğimde arkamı döndüm. Amor da giyinmişti yatağımı düzeltmiş üzerine oturmuş sanki benim soru sormamı bekliyor gibiydi. Bende onun beklentisini karşıladım ve tatmin olmasını sağladım.
+Ne oldu Amor? Son hatırladığım şey kahve içtiğindi.
-Cao!
+Sonra uyuya kaldım ve şimdi uyandım.
-Eğer bunu bana yaptırmak hoşuna gidiyorsa senin istediğin gibi anlatayım. Sen uyuya kaldın. Ben korktum sonra seni yatırdım kendime bir kahve daha yaptım. Bilgisayarın bekleme modundaymış onu çalıştırdım. Planım kendime gelip annem sarhoş olduğumu anlamayacağı kadar düzeldikten sonra anneni bizden çağırmaktı ama sen planımı bozdun ve uyandın. Hatırlıyorsun bunu değil mi?
+Hayır devam et
-Bilgisayar masasına oturup kahvemi içmeye başladın. Hatta seni uyarmadığım için bana kızdın. Sonra sanırım tuvalate gittin sanırım. Geldiğinde, dün beni götürdüğün güzel tepe için teşekkür hediyeni verdim.
+Nasıl yani? Ne hediyesi?
-Öyle işte. Önce öpüşmeye...
Amor'un anlattığı hiç bir şeyi hatırlamıyorum. Fakat Amor neden benimle yattı? Ben bir bakirim. Ya Amor? O da bir bakire mi? Yada öylemiydi... Ben sadece ne hediyesi diye sordum o ise bana yediğimiz haltı anlatıyor! Dinlememek için kulaklarımı ellerim olmadan nasıl tıkarım? Psikologlar insanların sinirlendiğinde 10'a kadar saymasını daha sonra tepki vermesini söyler bunun sebebi beynin düşünmek ve mantıklı hareket etmesine süre tanımaktır. İşime yarar umarım.
um, dois, três...
-Alışmaya başlamıştım...
quatro, cinco...
-Benim içinde bir zevke dönüşmüştü.. Çığlık atarken telefonum...
seis, sete, oito, nove,
-Anneme bitirmemiz gereken proje ödevi olduğunu söylerken dursaydın...
Dez!
-Sonra uzandık ve köpekler gibi soluk alıp verirken uyuya kalmışız.. Harikasın!
Sanırım bitirdi. O'nu dinlemediğimi anlamamalı.
+Sence iyi miydim?
-Dalga geçme lütfenn, benden önce kimler varsa onlar...
+Amor servis gelecek hadi dışarı çıkalım
Çantamı toparladım annemin "ödevinizi iyi sunun tüm gece çalıştınız" ve buna benzer cümlelerine karşılık onu öptüm sadece. Amorla birlikte evin önüne indik. Yanlış olan bir şeyler vardı, Viciado dün arabayı alıp gitmişti Şimdi araba evin önünde duruyordu. Dün Viciado'ya bıraktığım, Amor'la indiğimiz yerde. Yedek anahtar cebimde duruyordu fakat arabaya binip gitmemden daha doğru olan şey Viciado'yu aramaktı. Aradım yine açmadı. Arabaya bindim. Amor yanıma oturdu. Kahvaltı yapmaya The Bird'e gidiyoruz.
-Aaa arabada unutmuşum. Ne zaman çıkardım ki ben bunu?
"Amor kahvesinden ilk yudumu alıyor. Ağzından bir damla önce çenesine sonrada boynundan göğüslerine akıyor. Arka koltuğa geçiyor önce üstündekini sonra da kalanı çıkarıyor. Bunlar beynimin bir kısmında dolanıyor. O kısım aynı zamanda bana uyu diyor. Kahvesinden her yudum aldığında önce o damla gözümün önüne geliyor sonra beynimin o kısmı bana uyu diyor..."
The Bird'e vardık. Burada 2 kahvaltı yapan çift, 3 tane tek, 1 çiftte oyun oynuyor. Oyun oynayan bu çift Rainho ile tipini beğendiğim Amerikan piçi. Boğazlarına dil sokmaca oynuyorlar. Amor da ayna ile makyaj yapmaca oynuyor. Arabayı tekrar sürüyorum bu sefer The Chef'e gidiyoruz. Burada sadece çiftler var ve hepsi kahvaltı yapmaca oynuyor.
Kahvaltı yaparken Amor bazen yüzüme bakıp gülümsüyor ama genel olarak çok dalgın görünüyor. Bu tavır okuldaykende devam ediyor. Aynı sırada oturuyoruz o bana bakıp gülümsüyor bazen. Bazende dersi dinlemeden tahtaya bakıyor. Öğle zili çaldığında direk çıkıyorum sınıftan. Amor peşimden geliyor.
- Cao, tatlım nereye gidiyorsun?
+Şunu söyleme lütfen! Biraz işim var arabayla çıkıcam. Hemen gelirim.
-Gelmemi ister misin?
+Hayır hayır ben hemen hallederim
Amor beni öptü. Hemde koridorda. Yani bütün herkesin görebileceği bir şekilde. Ben eziğim Amor neden yapıyorsun bunu? Kafamı toparlamam gerekli...
Arabaya koşarak bindim okul sınırlarından çıkmadan dün Viciado'ya verdiğim ama arabadan bulduğum viskiden kabaca yudumladım. Boğazım yandı kafamda şimşekler çakıyor.
"Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi Tanrı'ya dua, yalvarış ve şükranla bildirin."
Dua ediyorum bu durumdan kurtulmak için. Tanrım beni duyuyor musun? Eğer meşgulsen söyle Meryem ana veya diri isaya da yönelebilirim.
‘Bir kimse Mesih'te ise yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş her şey yeni olmuştur.'
3'ü de meşguller şuan. Beni sadece Dark Mocha isimli kafein tanrısı kendime getirir.
Alışveriş merkezinin otopark'ına arabayı parkettim. Starbucks'ın önüne geldiğimde Viciado oradaydı, arkadaşım oradaydı her şeyi o açıklayabilirdi. Arabayı neden bıraktığını, telefonlarına neden bakmadığını, hiç bekleme moduna girmemesi gereken bilgisayarımın ayarlarını kimin değiştirdiğini, Amor'un neden benimle yattığını, Rainho'nun bütün sevgilileri tarafından neden sex objesi olarak görüldüğünü, neden dün hiç bir şey hatırlamadığımı...
+Viciado!
-Cao buradasın demek. Araba nerede? Otoparkta mı? Hadi oraya geçelim konuşmamız gerekli.
+Kahve alayım kendime dur bekle.
-Bunu alabilirsin. Dark Mocha...
Viciado otoparka geldiğimizde burnumun üstüne çok sağlam bir yumruk attı. Sonra arabayı açtı ikimizde girdik.
+Şakaları abartıyorsun gerçekten çok acıdı bu.
-Şaka yapmıyorum!
+Sen de gelme üstüme lütfen neler olduğunu anlamıyorum dünden beri çok garip şeyler oluyor.
-Bu yumruk Amor seni öptüğü içindi. Planlarım böyle değildi. Bozuyorsun.
+Şifreli konuşmayı kes gerizekalı! Ne anlatıyorsun bana? Okulda yoktun Amor'un beni öptüğünü nasıl biliyorsun? Seninle de Amor hakkında konuşmak istiyorum zaten. Biz dün seviştik Amorla
-Sen sevişmedin Cao!
+Aslında tam hatırlamıyorum Amor anlattı.
-Bak zeki çocuk sen fark edene kadar söylemeyecektim fakat şimdi söyleyeceklerimi iyi dinle.
+Tamam zaten sevişmemizi hatırlamıyorum. Amor anlattı ama onu dinlemedim çünkü çok iğrenç duruyor. Sadece genel hatlarını anlatabilirim.
-Dün sen arabayı bırakıp indiğinde arabada Amor'un sütyeni kalmıştı. Ben sana ne söylemiştim? Arabada hiç bir şey olmamalı! Arabada Kondom aradım her yerde fakat hiç bir yerde kullanılmış yada açılmamış bir kondom bulamadım. Amorla birlikte odana çıktığında delirdim. Çünkü Amor senin değil. Amor hiç kimsenin değil! Ben hariç hiç kimsenin değil! Amor'a aşığım. Ama O beni sevmiyor!
+Benimle alakası ne bunların. Amorla odama çıktığımızı nereden biliyorsun?
-Cao! Ben senim. Senin olmadığın zaman ben varım. Anlayamadıysan daha açık söyleyeyim aptal! Ben senin bedenini kullanıyorum. Hiç kimsenin görmediği hayalinim. Sen Rainho'ya aşıksın. Ben Amor'a.
+Şaka yapıyorsun. Kocaman bir eşek şakası. Amor'da bunun içinde bilerek yapıyorsunuz! Hayır sen ben, ben sen, hiç birimiz, birbirimiz değiliz, herkes tek, herkes ayrı, herkes farklı. Sen Deusa'yı seviyorsun. Amor sadece arkadaşım.
-Ara beni Cao!
Telefonumu çıkardım 2 kere arama tuşuna basarak son arama listesinden aradım Viciado'yu. Telefonu çalıyor. Açtı.
-Alo
Ses hem karşımdakinden hem telefonumdan geliyor.
+Senin bir telefonun var. Seni görüyorum. Dahili bir numaran var. Seninle konuşuyorum.
-Telefonunun ekranına bak
Telefonumun ekranı boş. Hiç bir şey yok.
-Cao!
Ses telefonumdan ve karşımdakinden geliyor. Telefonumda hiç bir şey yok. Rehberimi açıyorum, Viciado yazıp aratıyorum. Kartvizit bulunamadı yazıyor.
-Şimdi arabana gel. İstediğin koltuğa otur.
Bir Şizofrenin Günlüğü
ilk gün ;
elime bıçağı aldığım ilk an seni öldürmem gerekliydi. biliyordum bunu ama yapamadım. sesler duyuyorum şu anda. bu sesin sahibinin tanrı olduğuna eminim ve seni öldürmemi söylüyor. seni öldürmezsem başka bir kurban vermeliyim. cehennemde yanmanı sağlamam lazım. günahkarsın ve bu senin hakkın. olman gereken yer orası.
memlekete gitmekten vazgeçtim. sadece senin için. seni olman gereken yere göndermek için. babam hep söylerdi ''oğlum insanlara hemen güvenme'' diye. haklıydı ama hiç arkadaşım yoktu. yıllar boyunca kimse beni anlamadı ve sen bir anda benimle muhabbet etmeye başlayınca beni anlayacak biri çıktı diye düşündüm. nasıl yaptın bilmiyorum ama sürekli benim ilgi alanlarımdan bahsediyordun ve bu konular hakkında o kadar bilgiliydin ki.
artık insanları bu şekilde kandırmana ve kullanmana izin veremem.
ikinci gün ;
seni buldum. hemde elimle koymuş gibi. beraber geçirdiğimiz o kısacık zamanda kendini o kadar iyi tanıtmıştın ki farkında olmadan seni bulmam hiç zor olmadı. yanına kadar geldim. evde özenle bilediğim bıçağı böbreğine dayadım ve göz göze geldik. tanrı kulağıma fısıldıyordu sürekli ''bu işi burada bitirmelisin'' diye. aklıma kardeşim geldi. onu ne kadar çok sevdiğim ve bunu yaparsam onu bir daha göremeyeceğim. bu yüzden koşarak uzaklaştım yanından. umarım kimse beni görmemiştir.
fısıltılar hala beynimin bütün kıvrımlarında. hissediyorum bunu. sürekli ''yapmalısın ve kurtulmalısın'' diyorlar. senin yüzünden uyuyamıyorum artık. ışıkları kapatamıyorum. ışıkları ne zaman kapatsam o karanlıkta kaybolacakmışım gibi geliyor. babam ile telepati kurmaya çalışıyorum beni duysun, hissetsin ve gelip buradan beni alsın diye.
kapının kilidini değiştirdim gelip beni ummadığım bir zamanda bulma diye. yüzün, bakışların ve bana yaptığın gözümün önünden gitmiyor.
karnım çok aç.
1 ay sonra ;
yazmayı bırakmıştım artık. uzun zaman oldu. yazdıkça sana daha fazla yaklaştığımı hissediyordum. zaten her an seni görmek yeterince zor.
36. gün ;
eve geldiğimde babam kapının önünde bekliyordu. anahtarı değiştirdiğim için içeriye girememiş. babamı görünce korktum. içeriye girdik ama hala onun babam olduğundan emin değildim. uzun süre söylendi onları habersiz bıraktığım için ve ''kalk eve dönüyoruz'' dedi.
babam kapıda uzun süre beklemiş olmalı. parkta baya oturdum seni yanıma çağırmak için ama beynim o kadar yoğundu ki sana ulaşamadım.
37. gün ;
evdeyim artık ama daha fazla korkuyorum. sesler bu sefer kardeşimi gösteriyor. ''kurban gerekiyor ve bu kardeşin olmak zorunda'' . siktirin gidin beynimden artık. duymak istemiyorum seni.
38. gün;
bıçağı bulmam zor oldu. bıçağı alırken ses çıkardım sanırım biraz. annem uyandı. neyse ki kandırmam zor olmadı. gitti yattı hemen. gece uyanma ihtimaline karşı yer yatağının önündeki koltuğun altına sakladım bıçağı. seni uyandırmadan defalarca öptüm, kokunu içime çektim. bıçağı tahta kınından çıkardım ve boğazına dayadım. seslere karşı koyamıyorum artık. bunu yapmak zorundaydım. ama yapamadım. defalarca denedim. bıçağı aldım, boğazına dayadım defalarca. ama yapamadım. sen benim kardeşimsin. bunu sana yapamam.
elime bıçağı aldığım ilk an seni öldürmem gerekliydi. biliyordum bunu ama yapamadım. sesler duyuyorum şu anda. bu sesin sahibinin tanrı olduğuna eminim ve seni öldürmemi söylüyor. seni öldürmezsem başka bir kurban vermeliyim. cehennemde yanmanı sağlamam lazım. günahkarsın ve bu senin hakkın. olman gereken yer orası.
memlekete gitmekten vazgeçtim. sadece senin için. seni olman gereken yere göndermek için. babam hep söylerdi ''oğlum insanlara hemen güvenme'' diye. haklıydı ama hiç arkadaşım yoktu. yıllar boyunca kimse beni anlamadı ve sen bir anda benimle muhabbet etmeye başlayınca beni anlayacak biri çıktı diye düşündüm. nasıl yaptın bilmiyorum ama sürekli benim ilgi alanlarımdan bahsediyordun ve bu konular hakkında o kadar bilgiliydin ki.
artık insanları bu şekilde kandırmana ve kullanmana izin veremem.
ikinci gün ;
seni buldum. hemde elimle koymuş gibi. beraber geçirdiğimiz o kısacık zamanda kendini o kadar iyi tanıtmıştın ki farkında olmadan seni bulmam hiç zor olmadı. yanına kadar geldim. evde özenle bilediğim bıçağı böbreğine dayadım ve göz göze geldik. tanrı kulağıma fısıldıyordu sürekli ''bu işi burada bitirmelisin'' diye. aklıma kardeşim geldi. onu ne kadar çok sevdiğim ve bunu yaparsam onu bir daha göremeyeceğim. bu yüzden koşarak uzaklaştım yanından. umarım kimse beni görmemiştir.
fısıltılar hala beynimin bütün kıvrımlarında. hissediyorum bunu. sürekli ''yapmalısın ve kurtulmalısın'' diyorlar. senin yüzünden uyuyamıyorum artık. ışıkları kapatamıyorum. ışıkları ne zaman kapatsam o karanlıkta kaybolacakmışım gibi geliyor. babam ile telepati kurmaya çalışıyorum beni duysun, hissetsin ve gelip buradan beni alsın diye.
kapının kilidini değiştirdim gelip beni ummadığım bir zamanda bulma diye. yüzün, bakışların ve bana yaptığın gözümün önünden gitmiyor.
karnım çok aç.
1 ay sonra ;
yazmayı bırakmıştım artık. uzun zaman oldu. yazdıkça sana daha fazla yaklaştığımı hissediyordum. zaten her an seni görmek yeterince zor.
36. gün ;
eve geldiğimde babam kapının önünde bekliyordu. anahtarı değiştirdiğim için içeriye girememiş. babamı görünce korktum. içeriye girdik ama hala onun babam olduğundan emin değildim. uzun süre söylendi onları habersiz bıraktığım için ve ''kalk eve dönüyoruz'' dedi.
babam kapıda uzun süre beklemiş olmalı. parkta baya oturdum seni yanıma çağırmak için ama beynim o kadar yoğundu ki sana ulaşamadım.
37. gün ;
evdeyim artık ama daha fazla korkuyorum. sesler bu sefer kardeşimi gösteriyor. ''kurban gerekiyor ve bu kardeşin olmak zorunda'' . siktirin gidin beynimden artık. duymak istemiyorum seni.
38. gün;
bıçağı bulmam zor oldu. bıçağı alırken ses çıkardım sanırım biraz. annem uyandı. neyse ki kandırmam zor olmadı. gitti yattı hemen. gece uyanma ihtimaline karşı yer yatağının önündeki koltuğun altına sakladım bıçağı. seni uyandırmadan defalarca öptüm, kokunu içime çektim. bıçağı tahta kınından çıkardım ve boğazına dayadım. seslere karşı koyamıyorum artık. bunu yapmak zorundaydım. ama yapamadım. defalarca denedim. bıçağı aldım, boğazına dayadım defalarca. ama yapamadım. sen benim kardeşimsin. bunu sana yapamam.
Alıntı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


