Aslında bir gün gezegenlikten çıkma ihtimali olmayan, Plüton'a yapılan saygısızlığın yapılamayacağı gezegen.
9 Mart 2013 Cumartesi
Cao'nun Serveti 4
Viciado ile uçurumda akşama kadar oturduk. Bayağı bir konuştuk. Hatta o kadar fazla konuştuk ki. Artık ona kızmaya başlamıştım çünkü Deusa'yı o kadar fazla anlatıyordu ki bana, benim konuşmama fırsat vermiyordu. Ne zaman ben Rainho'yu anlatsam lafımı bölüyor bana Deusa'yı anlatıyordu. Neyse ki alkol ikimizde de etkisini gösterdi ve sessizleştik. Artık konu dağılmaya başlamıştı. Sanki iki iş adamı gibi arabanın içinde sessiz bir şekilde oturup sadece sigara dumanını birbirimize üflerken ben biraz konuyu dağıtmak istedim;
C: Amor çok dengesiz bir kız. Hastahanede beni ayıkken gördüğünde önce gülümsedi. Sonra ise benim iyi olup olmadığımı öğrenmek bile istemediğini söyledi. Eğer yatakta değilde ayakta olsaydım kesinlikle beni dövecekti.
V: Kızdan dayak mı yiyeceksin?
C: Bir kıza el mi kaldıracağım?
V: Nesin sen Cao? Türk müsün? Ha evet seni anladım okuduğun saçma tarih kitapları ve Türkler hakkında yazılmış Vikipedia yazıları değil mi? Burada kurallar öyle işlemez. Burası Amerika!
C: Bura da insan hakları daha fazla. Türkler böyle davranıyorsa biz onlardan daha iyisini yapabiliriz demektir.
V: Bak Cao Amerika'da kurallar şöyle işler. Önce bir sürü işçi kadını fabrikada öldürürsün daha sonra tepkileri üzerine çekmemek için Kadınlar Günü adı altında bir gün çıkartırsın. Üstelik bu sayede Kapitalizme bir seviye daha atlatırsın. Burada işçiye ihtiyaç duyarsın, bir kaç sene önce insan olarak bile görmediklerini özgürlük belgesi adı altında ülkene çağırırsın. Beyazlar patron zenciler işçi olur.
C: Pardon kanka unutmuşum. Burası Deusa ve Rainho tepesi değildi. Kapitalizm ve Amerikan Tarihi konuşuyorduk değil mi?
V: AHAHAHA! Ama sende Amor'u anlatıyordun? Harbiden siz ne için buluştunuz onunla?
C: Uzun mesele. Bilgisayarla ilgili işte. Benimle ne için konuşuyorlar ki kızlar başka?
V: Benimle hiç konuşmuyorlar.
C: Onun sebebi farklı. Ahahaha!
Daha sonra ise konudan konulara atlayıp durduk. Bugün olanlar gerçekten çok ilginçti. Amor'la buluşmamızda bayılmışım. Daha sonra Rainho ve Amor ile birlikte siberhaneye düşmemiz ise tamamen bir rüyaymış. Ben hepsini gerçekten yaşamışım gibi hatırlıyorum. Ben bunları Viciado'ya anlatınca o da benimle bir sırrını paylaşıyor. Her gece gördüğü bir rüyayı;
"Her gece rüyamda Deusa ile düz bir yolda yürüyorum. Devamlı yürüyoruz, sağımda solumda kaçabileceğim veya Deusa ile oturabileceğimiz bir yer yok. Daha sonra Deusa bana dönüyor ve o anda bağırarak uyanıyorum. Her uyumamda. Her gözümü kapatmamda tekrarlanıyor."
Kanka sence beynim benimle dalgamı geçiyor? Hatta senin deyiminle toshack mı geçiyor benimle? dedi.
Ölmeyi dene yada Marlboro'yu sade içmeyi dene. İçine ot koyduğunu biliyorum. Diyerek gülümsedim ama o gülmüyordu.
Nasıl ölmeyi deneyeyim ne yapayım yani kanka düzgünce anlat şunu dedi. Bak rüyanda ölürsen gerçekte uyanırsın. Çünkü bilinç altında öldükten sonra yapacakların yoktur hiç görmemişindir. En ufak bir fikrin bile yoktur. Bu yüzden, rüyanda ölürsen gerçekte uyanırsın. Deusa ile birlikte yürümek zorunda kalmazsın.
Amor! Evet bu kıza gününü göstericektim. Viciado beni eve bıraktıktan sonra, bilgisayardaki ekip başkanına mesaj attım. Misyonumdan uzaklaşmam gerekli diyerekten... Tek ve net cevap aldım. "Bunu teklif etmen zaten misyonundan çıktığının göstergesidir." Yani kovulmuştum. Artık bir yere bağlı olmadığıma göre istediğimi yapabilirim. Sadece şapka rengim biraz koyulaşacak ama siyah olmayacak. Asla siyah şapkalı bir korsan olmayacağım!
Hesap şifrelerini aldım. Telefonuna kurduğu uygulamalar üzerinden erişim sağladım ve anlık takip ediyordum artık. Bütün dosyalarını da yönetebiliyordum. Amor'u 2 kere aradım ve ikisinde de aramayı kapattı. Sanırım yanlış anladı. Anneme bir kaç dakikaya geleceğimi söyleyerek evden çıktım. Elimde bilgisayarım ile birlikte...
Amor'un evi fazla uzak değildi. Yani fazla yürümeyecektim. Evine geldiğimde kapıyı çaldım kapıyı açtı direk içeri girdim. Annesi Mota teyzeye selam verdikten sonra direk odasına çıktım. Amor hiç bir şey anlamadan peşimden koşturuyordu. Odaya çıktığımda yatağına oturdum ve bilgisayar ekranını açıp ona uzattım. İlk başta hiç bir şey anlamadan bakındı fakat sonra sözümü tutmuş olduğumu anladı.
+Bunu benim bilgisayarıma da ayarlayabilir misin?
-Tabi getir.
Bilgisayarına her şeyi kurarken yanımda oturmuş, benim bütün birikimimi çözmeye başaracağına inanan gözlerle bakıyordu. Başaramadı!
+Bak bunu böyle kullanıcaksın tamam mı? Önce bunu açıcaksın. Sonra buradan şunu yeşil yere getireceksin. Sonra alttan ilk menüye dönüp F5 e basıcaksın. Hoop! gördüğün gibi geldi şuanda.
-Nasıl yani bu onun telefonu mu?
+Evet.
-Bunu başkaları içinde yapabilirsin değil mi?
+Amor ben aptal değilim! Ne demek istediğini anlıyorum. Senin telefonunla veya seninle hiç bir sıkıntım yok. Eğer öyle bir şey yapacak olsaydım biraz önce sen yanımda her şeyi izlerken bilgisayarına istediklerimi kurabilirdim.
-....
+Hayır yapmadım! Sana yardım ettim sadece. Genelde insanlar bu tip şeylerden sonra teşekkür ederler...
Bir kaç saniye Amor'un yüzüne baktıktan sonra kapıya yöneldim ve çıktım Amor'un odasından. Mota teyze hâlâ neler olup bittiğini anlamaya çalışırken, ben bana soru sorma aşamasını atladım ve kapıdan çıktım. Bu tıpkı bir programı cracklemeye benziyor. Serial isteyen aşamayı siliyorsun ve program ücretsiz olarak açılıyor.
Eve geldiğimde herkes odasına çekilmiş yatıyordu. Odama çıktım. Viciado odamda, yatağıma oturmuş beni bekliyordu. Pek konuşmadık. Çok normal bir şeymiş gibi birbirimize baktık. Yatağıma, Viciado'nun yanına oturdum.
Bu koku.. Eski bir şey... gökyüzü kızıllaştı. Boğazımda bir plastik tadı ve Viciado'ya ait olmayan çok tanıdık bir ses...
Rainho ve Amor'a konuşma yapıyorum yine;
"Kızlar biz bir "Siberhane" nin içindeyiz. Hani filmlerdeki, kitaplardaki gibi. Bakın yani tam olarak son sistem teknolojileriyle donatılmış bir hapishane..."
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder