3 Mart 2013 Pazar

Cao'nun Serveti 3



Şuan gözlerimi açmaya çalışıyorum. Ellerim yerinde mi? Ellerimin yerinde olup olmadığını ellerimle kontrol ediyorum. Evet yerinde. Gözlerimi henüz açamadım fakat yastığım çok sönük duruyor. Elimi yastığı kabartıp uykuma devam etmek için kaldırdım ve o anda annemin sesini duydum. Cao! Cao! Uyandı sonunda! Doktor! Cao uyandı! Etrafımda bir kaç tanımadık ses var. Onlarda aynı şeyi söylüyor; "Cao uyandı!"  Keşke her uyandığımda böyle sevinse etrafımdakiler.

Bugün farklı bir durum var. Gözlerimi açtığımda önce beyaz tavanı sonra ise başımda bekleyen 3 kişiyi ve her birinin gidip gelen yarı saydam ikizlerini. Bu üç kişiden biri hemşire olmasını tahmin ettiğim, diğeri ise boynundaki stetoskoptan belli olan doktor, üçüncüsü ise tabiki annem. Neden hastahanedeyim bilmiyorum.

Doktor gözüme ışıklar falan tuttu. Hemşireye serum bittiğinde çıkartmasını söyledi. Bu iki yabancı gittikten sonra anneme kafamı çevirip baktım. Sanırım çok ağlamış gözlerinin altı her şeyi söylüyor. Ama şuan yüzündeki gülümseme iyi olduğunu söyledi.

Biraz konuştuk, anlattığı kadarı ile ben bayılmışım. Daha sonra hastahaneye bir kız getirmiş beni. Hemşire söylemiş anneme de bunları. Benim ise en son hatırladığım Amor ile yürüyor ve konuşuyorduk.

Ne kızı? Hangi kız? Bu iki soruyu yöneltirken hemşire içeri tekrar girdi.
"Cao, hepimizi çok korkuttun en çokta kız arkadaşını. Çok korkmuş. Seni buraya O getirdi." Bunları söylerken bir yandan serumu çıkarttı kolumdan. Sol bileğimden iğneyi çektikten sonra devam etti. " Kendisi kapının dışında. Çok borçlusun bu kıza sen. Onu bir yemeğe çıkart bence. Çünkü eğer o seni getirmese soluk borun tıkanana kadar şişip ölebilirdin." Bana akıl vermeyi kes dedim. Bu kadar rahat konuşuyordum çünkü serumu bileğimden çekmişti. Sinirlenip intikam alma ihtimali yoktu yani.

Kapı açıldı. İçeri Amor girdi. Beni görünce yüzü gülümsedi. Ah çok tatlı! Ama ciddi durmalıydım. Çünkü henüz Rainho ile başlamamış olan aşk hayatımı bu hemşirenin yorumları bitirebilirdi. Umarım Amor ile konuşmamıştır. Anneme doğru kafamı çevirdim. Durumu anlamış olmalı ki dışarı çıktı. Amor başımda duruyor gözlerime bakıyor. Ben gözlerimi onun gözlerine bakmak için açık tuttuğumda ise çok yoruluyorum.

"Kahvenin içindeki bir şeye alerjin varmış Cao. Şuan iyi olup olmadığın umurumda değil. Bu yüzden sormayacağım. Seni hastahaneye sevgilimin arabası ile getirdim. Senin yüzünden O'nunla tekrar tartıştım. Sen iyileşip O'nun telefon mesajlarını ve sosyal ağlardaki hesaplarının şifresini bulup bana vermeni beklemek yerine ben yarın ayrılacağım. Görüşürüz." dedi bana Amor. Keşke bu konuşmayı biraz önce bana akıl veren hemşire duysaydı. Arkasından "Teşekkür ederim!" diye bağırdım boğazım yanmaya başladı. Neyse şuan bunlar umurumda değil. Saat kaç onu öğrenmeliyim ve bugün akşam bilgisayar başına geçip sabaha kadar ekiple birlikte siber savaşa katılmalıyım. Keşke Viciado beni buradan alıp arabasıyla şehrin yukarısında kalan o yola çıkartsa. Orada arabayı kenara çekip, biraz viski içsek. Ben ona Rainho'yu. O ise bana Deusa'yı anlatsa.
(Viciado burada tanıştığım bir Amerikalı. Aslında kendisi de bir Portekiz ama kabul etmiyor. Amerikalı denmesini tercih ediyor. Kardeşim gibi severim. Benimle her zaman ilgilenir. Her türlü sırrımı bilir. Bende O'nun. Deusa ise Viciado'nun eski sevgilisi, aslında Viciado için hiç bitmemiş ama Deusa için eskilikte 3. sıraya gelmiş bile. Ayılma sebepleri tabiki Viciado'nun Deusa'ya aşık olup çok fazla değer vermesi... )

Bunu düşünmek yerine neden telefonu kullanmıyorum ki. Yanımda duran hastahane telefonundan aradım Viciado'yu. Adresi verirken hastahane olduğunu duyar duymaz koşturmaya başladığını anladım telefondan. Annem işlemleri hallettikten sonra ben ayağa rahatça kalktım. Tuvalete girdim. Çişimi yaparken hissettiğim rahatlamayı hiç bir şeye değişmem. Demin Amor'un ettiği bütün hakaretleri sildi attı. Dışarı çıktım Viciado gelmişti. Annemle bir şeyler konuştular ben ise arabaya geçip Viciado'nun sigarasından yaktım.

Ne yapıyoruz kanka? diyerek içeri girdi Viciado. Önce McDonalds'a gidiyoruz, 2 tane MegaMac yiyeceğim.  dedim. Daha sonra ise bizim uçuruma. Yani Rainho ve Deusa uçurumuna! Gülerekten McDonalds'a doğru gittik.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder