Aslında bir gün gezegenlikten çıkma ihtimali olmayan, Plüton'a yapılan saygısızlığın yapılamayacağı gezegen.
13 Şubat 2013 Çarşamba
Kelebeğe Dönüşmeyen Koza Ne Oluyor? Final
Fiend ile yaptıkları uzun muhabbet sonunda Fiend Perro'ya kendisiyle gelmesini, Kraliçe'nin yanında zaten yeterince durduğunu söyledi. Perro yapamam dedi. Nasıl yani Perro? Neyi yapamazsın? dedi Fiend. Bu sırada saray dışından bağırışma sesleri duydular. Dışarı çıktılar.
Gelen Diosa'ydı. İleriden Dolor'da geliyordu. Diosa Perro'yu gördü fakat dikkat etmedi. Çünkü Perro ölüydü ve Fiend kendisini şikayet edicekti. Fiend olduğu yerde dururken Diosa geldi ve ona bir tokat attı. Fiend zaten sağlam olmayan bedeniyle birlikte yere düştü. Perro Diosa'ya acır gibi baktı. Hemen Fiend'in elinden tutup kaldırdı. Diosa ile Dolor donmuş gibi Perro'ya bakıyorlardı. Perro diyebildi Diosa sadece. Yüzü hala hortlak görmüş gibiydi. Perro hemen sarıldı Diosa'ya. Diosa dostum! Dolor babasının üstünü sirkelerken Diosa ile Perro ayrılmışlardı. Dolor ile de sarıldı Perro amcası.
Her yer beyazladı Perro için bir anda. Şehrin ortasındaydı. Mavi giyimli ve silahlı bir adam ona doğru koşuyordu. Perro da koşmaya başlayınca mavi giyimli adam ateş etti. Perro ayağındaki acıya daha fazla dayanamazdı ama koştu. Kendini eski zemin kat evinin camından içeri girereken buldu. Ayağına isabet etmişti kurşun.
Kahvaltılarını bitirdikten sonra Kraliçe ve komşu kral sohbet ederek toplantı odasına çıktılar. Kral yüz vermedikçe Kraliçe sanki boşluktaymış gibi devamlı konuşmaya çalışıyordu. Toplantı odasına çıktıklarında artık sohbet ciddileşmiş ve yerini ülkeler arası ilişkilere bırakmıştı.
Diosa, Fiend'in koluna girmişti. Fiend sendeliyordu fakat gerek yok Diosa dedi. Diosa sanki onu hiç duymamış gibi cevap verdi. Özür dilerim Fiend Çok özür Dilerim. Seni yanlış anlamışım. Çok özür dilerim. Bu cümle bittiğinde gözünde 2 damla yaş vardı artık.
Biraz daha yürüdükten sonra Dolor'un arabasının önüne geldiler. Dolor direksiyona Fiend ve Diosa ise arkaya geçtiler. Yol boyu Diosa ağladı. Fiend kendini ölü gibi hissediyordu. Diosa'nın ağlaması yüzündendi bu...
Fiend'i eve bıraktılar. Dolor, anne yanıma gel dedi. Diosa'da ön koltuğa geçtikten sonra Dolor daha fazla dayanamadı ve annesinin tepkisinden çekinmeden söyledi;
+Tıpkı babam gibi kokuyorsun anne.
-Uhm.. Evet...
+Çok güzel biliyor musun?
-Tamam diosa yereli bu kadar. Ben evliyim ve bugün olanları asla ona söylemeyeceksin!
+Peki ama...
Evlerinin önüne geldiklerinde Diosa eşine sarıldı. Fazla konuşmadan yukarı çıktılar. Dolor babasının yanına gidecekti. Onlara el sallayıp geriye döndü.
Fiend'e kahve yaptı ve beraber sigara içtiler. Dolor aslında sadece eşlik ediyordu. Fiend bu durumu bilsede bozmuyor ve durumdan faydalanıyordu.
Sonra beraber gülüştüler. Babasıyla çok güzel ve eğlenceli bir akşam geçirmişti Dolor.
Sabaha kadar kral ile konuşmuş ve içmiş olan Kraliçe artık uyku zamanının geldiğini fark etti. Krala gülücükler saçan kraliçe kapısında Perro'nun olmadığını farketmedi bile. Hızlıca soyunup 305 ile bakışmadan çıplak olarak yatağı girdi.
"Ayağımı biraz daha sarmam gerekli. Bunun için beyaz giysimden bir parça daha yırtıyorum."
Orospu! Orospu! Yeter mi? Yeter mi orospu?
Diosa şişmiş gözlerini hafif araladığında hala kocasından dayak yiyordu.
Kimdi o adam? Söylesene orospu Diosa!
Kaltak kızın ile beraber mi düşüyorsunuz elalemin kollarına. Konuşsana lan! Diosa tekrar bayıldı. Eşi ise Diosa'nın elbiselerini çıkartıp tekrar kokladı. Başka bir adam kokuyor. Başka bir adam, başka bir adam diye aynı cümleyi tekrar ederek sinir krizine girdi. Diosa bir süre sonra tekrar ayılmıştı. Belkide soğuğun tenine yaptığı etki onu tekrar ayıltmıştı. Şuan tek dileği ölmekti Diosa'nın. Sadece ölmek... Çünkü dün Dolor onu bıraktığından beri dayak yiyordu o adamdan. Dolor'a attığı yardım mesajına cevap gelmemişti. Böyle bitirmek varmış diye düşündü Diosa. Perro'yu da gördü hem...
Fiend uyandı, sabah sigarasını yakmak için. Dolor uyuyordu henüz. Balkona çıktı sigarasını yaktı ve gökyüzüne doğru dumanı üflerken bulutları gördü.... Sigarayı attı ve Dolor'u uyandırmadan arabasının anahtarını alıp çıktı evden. Araba sürmeyi çoktan unutmuştu fakat gökyüzüne bir kere daha baktığında sürmeye başladı artık arabayı.
Bütün elbiselerini yaktım Diosa. Seni kurtaracağım bu kirlilikten artık başkası gibi kokmayacaksın dedi. Elbileleri yaktığı banyoya Diosa'yı soktu.
"Ahh! Ayağım... Beni sen yenemeyeceksin hayat!"
Diosayı yanan elbiselerin üstüne iterken Diosa hiç karşılık veremedi çünkü zaten çok yorulmuştu. Sonunda ölüyorum dedi içinden.
Evin kapısı kırıldı ve Fiend hiç koşmadığı gibi içeri koştu.
İğrenç Adama bir yumruk attı. Daha o yere düşmeden Diosa'yı kucağına aldı. Uçları yanmış saçlarını toparladı ve söndürdü. O herif çoktan yere düşmüş ve kafasını çarpmıştı. Fiend, Diosa kucağındayken alevler içindeki banyonun kapısını kapattı ve koşmaya başladı.
"Bugün ilk defa uykum geliyor. Her şey bitmeden ölmek istemiyorum. Ölmeden önce 3 saat uyusam ne iyi olur halbuki..."
Kraliçe uyandı. Hemen duşuna girdi ve küçük poposuyla beraber yıkandı. 305'in önüne geldi ve kurulanırken kendini seyrediyordu. 305 daha da kararmıştı. Yine giyindi ve yatağının üzerinde oturup kafasını dinlendirmeye çalışıyordu.
"Ellerim bembeyaz titriyorum. Galiba ben bitirmeden, hayat beni bitirecek! Keşke birazcık uyusaydım..."
Diosa'nın yaraları sarılmıştı. Dolor etrafında dönüyor ve devamlı soru soruyordu. Fien ona sakin olmasını. Diosa'nın çok iyi olacağını söyledi. Diosa gülümsemeye çalıştı fakat çok yorgun olduğu için tekrar uyuya kaldı.
Kral ellerinde çiçekler ve üzerindeki görkemli elbisesiyle içeri girdi. Merhaba Kraliçe'm! dedi.
Merhaba diyerek krala selam verdi kraliçe. Çiçekleri Kraliçe'ye verdikten sonra konuşmaya başladı kral...
"Fazla zamanım kalmadı. Kanım bütün zemini dolduruyor. Keşke sol bileğimi kesmeseydim..."
Benimle evlenir misin Kraliçe'm? Kraliçe bunu bekliyor gibi boynuna sarıldı...
Perro! Perro! Evde misin? Perro hastaneden kaçtığını duydum eğer buradaysan bana görünebilirsin ben Fiend. En iyi dostun... Ne diye bağırıyorum ki. Camını kırıp gireyim dedi içinden Fiend.
Cam zaten kırıktı içeriye girdiğinde eski sarı bir masa üzerinde bir defter ve kalem vardı. Sandalye masanın önünde değil odanın ortasında devrilmişti. Tava baktığında ise ağlamaya başladı. Perro boynundan bir ip ile asılıydı.
Hemen onu ordan indirdi ve sarıldı. Perro! diye ağlamaya başladı. Perro'nun sıkıca kapattığı eli gevşemişti ve kağıdı düşürdü. Fiend kağıt kana daha fazla bulanmadan aldı ve okumaya başladı.
"Fiend,
Beni senden başka kimse gelip bulmaz biliyorum...
Bu notuda bu yüzden sana yazıyorum. Umarım bulduğunda kağıt elimden düşmüş olmaz. Çünkü yerler hep kan. Defterde seni, Diosa'yı, Kraliçe'yi anlattım. Yetimhanede beraber büyüdük. Hastaneye yatırdıklarında hayal edip kendimi mutlu edebileceğim bir annem ve babam yok benim. Bende sizi anlattım.
Yeni doğacak bebeğine Dolor ismini verirsin belki..."
Fiend Defteri alıp okumaya başladı.
"Kraliçe bugün yeniden doğmuş gibi uyandı. Her zamanki ateşi içinde yoktu. Sanki bugün birine iyilik yapmak onu bir gün daha yaşatmak istiyordu. Kahvaltısını istedi yatağına. Hepsini yedi çok acıkmıştı karnı.Yatağından kalktı.O kadar narsistti ki odası bir sürü aynayla doluydu, her çeşit hemde. En sevdiği aynasının yanına gitti Ona bir isimde vermişti ama biz şimdilik ona 305 diyelim. "
Bitirdiğinde Perro'nun kalemini aldı ve defterin sonuna ekledi;
"Kraliçe sarıldığı anda 305 patladı. Odanın her yeri 305 ile doldu. Kraliçe buna aldırmadan öpüşmeye başladı."
305... Evet... Perro'nun hastane odasının numarası... Perro artık özgürsün!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder